• 520 syf.
    ·5 günde·Puan vermedi
    İlk defa bir kitabı bitirmeden belli noktalardan ele alarak tüm kitap için geçerli gördüğüm bir inceleme olacaktır.
    1- Sayın Özdil, yazdığı köşe yazılarında olan akıcılığını kitap içinde de kullanmış, müthiş bir şekilde hızlı okunan bir kitap olması güzel, içerisinde bulunan olaylar için belli ki anılardan faydalanma yolunu seçmiş fakat anıların kimlere ait olduğu net bir şekilde kaynakça ile belirtilmemesi kitabın güvenilirliğini ortadan kaldırmaktadır. (Ayrıca kitap içerisinde kaynakça belirtilseydi, çoğunluk anılar üzerinden oluşacağından ve anılarında objektif belgeler olarak kabul görmeyeceğinden dolayı yine güvenilirliği ortadan kalkmış olurdu benim nezdimde.)
    2- Tarihçi olduğumdan bunu söyleyeceğim, kitap bir kanıt niteliği taşımamaktadır yani bu kitapta anlatılan Mustafa Kemal tamamen bir romantizmdir benim için. Şunu demeye çalışıyorum: bu kitap içerisinde yazan bir iddia, bir olay başka bir kitap içerisinde de bulunsun, o ikinci kitap içerisindekiler dipnotlarıyla, kaynakçasıyla ve harika bir bibliyografyayla yazıldığını düşünelim ve ben bir şeyi anlatırken M. Kemal ile ilgili ispatımı o bahsettiğim kitap üzerinden yapabilirim. Çünkü Yılmaz Özdil'in yazdığı olaylar gerçek olsa dahi ispatlarını koymadığından asla esas alınamaz.
    3- Kitap, kanıtlanabilirliklerini sunmadığı için, bu kitabın mutluluğunu yaşayacak olanlar yine Yılmaz Özdil kimliğinde "koyu aşık" olarak bulunanlar olacaktır. Misal Mustafa Kemal'i sevmeyen birine istediğin kadar oku, salt yüceltme ve romantizm ile yazıldığı için çoğu kişi yazan olaylara taraflı anlatıldığı algısını fark edip daha da itici bulabilir. O yüzden yazdığı kitap tüm vatandaşlar tarafından değil sadece belli bir anlayış, zümre, yapı tarafından benimsenecektir. Bu durum "ben ve benim gibiler içindir" sözüyle de özetlenebilir.
    4- Yukarıda belirttiğim hususlar dikkate alındığında kitabın benim nezdimde türü, "edebiyat, kurmaca biyografi" olur ama "tarih" türü olarak asla kabul etmiyorum.
    5- Kitap içeriği ile ilgili incelememin dışında kitabın gündem de yarattığı etkiden de bahsetmek istiyorum. Özellikle 1881 adet basılan özel seri çok konuşuldu. "2.500 liradan bir kitap satılır mı? bu soygundur" diye yorumlar yapıldı. Bak güzel insan, adı üstünde adam bunu normal baskının dışında özel bir basım şekliyle ayrı olarak basıyor ve Mustafa Kemal hayranları için bunu yapıyor kimse almak zorunda değil git 30, 35 liralık normal bir fiyat aralığında olan normal baskısını al, adamın sayısı belli olan, Atatürk aşıkları için yaptığı baskıyı yine Atatürk'e taparcasına seven 2.500 lirayı umursamayıp alan adamı eleştirmek senin haddine değil. Romantiklik hisleriyle yazılmış bir kitap ve yine o hisler için özel bir baskı ile çıkardığı, başkalarının da bunu ödemesi, ne beni, ne seni, ne de bir başkasını alakadar etmez. He Atatürk sevgisini, maddi bir karşılık ile sömürüyor diyenler var keza yine bizi ilgilendirmez. Kişinin kendi vicdanıyla alakalı bir durum.
    6- Ayrıca doğruluğunun kesin olup olmadığını bilmediğim, twitter üzerinden görselini gördüğüm bir e-mail olayı var. Eğer o olay gerçekse, Yılmaz Özdil bağnazlar, tüccarlar diye eleştirdiği, hor gördüğü insanlardan kat kat daha alçak bir seviyededir benim gözümde. Yazar, gazeteci, araştırmacı değil ancak ve ancak başka görüşlere saygısı olmayan sığ bir insandan başka bir şey değildir benim için. (yine belirtiyorum tabi, e-mail olayı gerçekten var ise)
    7- Herkese iyi okumalar.
  • Medya gündem yaratır,bunu yaparken de güçlü bir zümreye hizmet eder.Amacı da insanların daha az düşünmesini sağlamaktır.
  • Futbol haberleri olmayan gündem, siyasetsiz hayat ve savaşsız bir dünya istiyorum.
  • İnsanlara cezbedecek bir üslup
    ile hikâyeler okuyan, müzik eşliğinde tiyatroya benzer canlandırmalar yaparak, Mekkelileri Kur’an dinlemekten alıkoymaya çalışan Nadr b. Hâris[7]
    ile bugünkü televizyon dizileri arasında ne fark var? O gün Kur’an’ın sesi
    Mekkelilere ulaşmaması için ellerine aldıkları sopalarla tenekeler vuran,
    gürültü çıkararak, hakkın sesini bastırmaya çalışanlar ile bugün aynı yöntemi uygulayanlar arasında ne fark var? Bugünkülerin ellerindeki tenekelerin farklı bir formata (modern zamanın gündem saptıran eğlence araçlarına) dönüşmüş olması işin özünü değiştirir mi?