• Anneannem Naciye Sultan'ı çocukluk yıllarımda tanımak fırsatı bulmuştum. Bu çirkin iddialarla dolayı da olsa ilgili ve çok anlamlı bulduğum küçük bir hatıramı nakletmek isterim.
    Herhalde 5-6 yaşlarımdaydım. Bir gün sanırım her çocuğun zaman zaman yaptığı gibi isteyipte elde edemediğim bir şey için huysuzluk edip etrafimdaki aile ferdlerini rahatsız ederken Naciye Sultan beni yanına çağırdı çok nazik ifadelerle davranışımın uygunsuzluğunu anlattı. En son söylediklerini hiç unutmam.

    " Bak ben gençliğimde saraylarda yaşadım. Ama sonra şartlar değişti ve çok zor günler geçirdim. Hatta maddi sıkıntılar yüzünden dişlerimde ki altınları söküp satmak zorunda kaldım. Hepimiz kanaatkar olmak zorundayız. Bu ailenin bir çocuğu olarak senden de bu beklenir. Büyüyünce sebebini daha iyi anlarsın."
  • Günler geçiyor hayatlar bitiyor çok mu düşünüyoruz ne ?
  • Geçtiğimiz günler de bir "Lgbt" sayfası gençlere;
    "Eş cinsel olduğunuzu ilk nasıl farkettiniz?" diye sordu.
    Ve altına binlerce yorum geldi. Ben bunların bir kaç tanesini ancak okuyabildim, dehşetle sayfayı kapattım.
    Henüz lise ve üniversite çağında olan binlerce genç hem cinslerine ilgi duyduğunu, hatta ilişki yaşadıklarını itiraf etmekle kalmamış birde "bunun normal bir durum" olduğunu savunmuşlardı.
    Ve şuan bir çok hastaneye cinsiyet değiştirme başvuruları yapılıyor, kaymakamlıklar isim ve nüfus cüzdanı değiştirme talepleriyle dolup taşıyor.
    Bunlar sadece görünen kısmı..
    Birde aile ve toplum baskısından çekinip bu halini gizleyen binlerce genç mevcut.

    Bunlardan biri belki sizin evladınız, kardeşiniz, akrabanız..
    Bilemiyoruz lakin durum sandığımızdan daha vahim.
    Neden kaçmıyor uykularımız?
    Elbette normal bir zihnin yada bedenin ürünü değil bu çocuklar.
    Peki ama ne oluyor?
    Kim fısıldıyor bunları ismi "Ümmeti Muhammed" olan gençlerimizin kulaklarına?

    Hiç duydunuz mu bilmem.. Ama merhume Aidin Salih hocamız çok bahsederdi.
    "REKOMBİNANT DNA"
    Size en yalın haliyle anlatmaya çalışacağım;
    Bizim bedenimiz de bulunan dna'nın bir kopyasını çıkarıyorlar fakat içine istedikleri mutant hücreleri koyup izole ettikten sonra bu genin milyonlarca klonunu üretiyorlar.
    Rekombinant dna bugün öncelikle aşılarda ve çeşitli ilaçlarda bulunuyor. İnsanın 2 sarmalı olan dna yapısını 12 ye kadar çıkarıyorlar ve tamamen genleri bozulan mutant bir insan haline getiriyorlar.
    Ve en korkunç olan, dna sarmalı 12'ye ulaşmış bir insanın bir daha düzelip eskiye dönmesi im-kan-sız.!

    Rekombinant dna ilk olarak "insülin" ilaçların da kullanılmaya başlandı. Bu sebeple insüline başlayan insanlar bir daha bırakamıyor ve ne hikmettir ki bugün 5-6 yaşında ki çocuklara dahi şeker hastalığı teşhisi konuluyor.
    Hamilelikte kullanılan folik asitler rekombinant dna yöntemiyle üretiliyor.
    Aşıların içeriğinde aynı şekilde bu bela fazlasıyla mevcut.
    Doğduğu andan itibaren dna sarmalına müdahale edilen bu çocukların büyüdüklerinde istenilen gibi "eş cinsel" olmaları aslında bizi çokta şaşırtmamalı..

    Sadece bunlar ile de sınırlı değil durum.
    Dna sarmalımızı bozan diğer faktörler:
    -Lazer epilasyon, lazer ameliyatları
    -Elektromanyetik dalgalar
    -Yapay ve kimyasal yiyecekler (Paket gıdalar)
    -Rekombinant dna ilaçları, aşıları
    -Çok müzik dinlemek
    -KOKULAR!

    Yani bize kısaca diyorlar ki;
    -Madem siz bizim istediğimiz insan formuna doğal yollarla gelmiyorsunuz, tek tip insan modelini kabul etmiyorsunuz, madem Müslümansınız eş cinsellik size göre değil ve sizin "aile kavramı/mahreminiz" var o zaman dna ve gen yapınızı; ilaç, gıda, spreyleme ile bozalımda bu şekilde itaat edin bize!

    Oysa Vallahi ve Billahi Rabbimiz bizi bu konuda açık açık uyarıyor!
    Nisa suresi 118-119. Ayetlerin tefsirini hiç merak edip okudunuz mu?
    Bakın ne söylemiş müfessirler:
    -Dna ile oynayıp sarmalı bozarak farklı yaratıklar elde etmeye çalışacaklar
    -Mahluku Halik yerine koyacaklar
    -Allah'ın yaratışının değiştirilmeyeceğini ve kendilerine lanet olunduğunu bilmeyecekler!
    -Hayvanların kulaklarını yaracaklar..
    Bakın bu ayet çok önemli bir bilgi veriyor bizlere.

    Şeytan; "...Kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler" demiştir.

    Ayeti Celile'de "Hayvanların kulaklarının yarılması ile yarattıkların değiştirilmesinin" peşpeşe zikredilmesinde büyük hikmetler vardır..

    Japonya Kagoşima enstitüsünde tarihteki ilk kopyalama hücreleri kulak yarılarak alınmıştır.
    Hayvanların kulakları yarılıp, içerisinden kök hücreleri alınarak kopyaları üretilmiş ve daha sonra bu durum geliştirilerek Avustralya'da donmuş embriyodan bir kız çocuğu dünyaya getirilmiştir.
    Amerika'da ise aynı yöntemle yapay bir kadın rahmi üretilmiştir.
    Ki geçtiğimiz günlerde Çin'de dünyaya gelen "genetiği değiştirilmiş" ikiz bebekler de bunun bir örneğidir.

    İnsanlara bu durumu masum göstermek için "Kök hücre ve klonlama yöntemleriyle sizin kalıtsal hastalıklarınızı tespit edip iyileştirmeye çalışıyoruz" yada " size daha sağlam bir gen hazırlıyoruz" yalanları söyleselerde işin aslı;
    -Mutant
    -Allah'a inancı kalmayan
    -Tek tür
    -Üreyemeyen
    -Eşcinsel
    -Düşünme yetilerini yitirmiş, robotlaşmış
    -Uzaktan kontrol edilebilen insanlar üretmek.

    Bugün avmlerde, ayrı atıklarda toplanan kadın pedlerindeki adet kanlarından dahi kök hücreler alınıyor.
    Farkında değil misiniz her hastaneye gidenden illa bir "biyopsi" isteniyor. Bunun için bedeninizden kesilen o parçaların çöpe atıldığını mı sanıyorsunuz?
    Hiç soran oldu mu; benim biyopsi için verdiğim doku örneğim nerede diye?
    -Aa hayır atmadık, öğrenciler üzerinde yeni hücre üretmeye çalışıyorlar derler..
    Eğer dürüstler ise..(!)

    Ben size paket gıdalardan uzak durun, kimyasal ürünler kullanmayın, ilaç içmeyin, aşı yaptırmayın dediğimde sizden ne çıkarım var Allah aşkına?

    Bir çok ilacın prospektüsünde yan etki olarak " kişilik değişimi" yazıyor.
    Oturup kafa yoran oldu mu, yahu nedir bu kişilik değişimi?
    Yani üstü kapalı şekilde diyor ki; bunu içersen eş cinsel olabilirsin, zina yapabilirsin, ensest ilişkilere meyledebilirsin kişiliğin değişir! Özellikle parkinson ilaçlarında bu daha nettir!

    Bakın güya her önlemi aldı anneler ama dönün bakın şu gençliğin haline!
    Hangisi kız, hangisi erkek ayırt edilebiliyor musununuz?
    Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'unda mübarek ramazan ayında binlerce kişiyle eş cinsel yürüyüşü yaptılar.
    Peki kimdi bu gençler? Gökten zembille inmediler ya.
    Onlar bizim gençlerimizdi.
    Her birinin annesi babası anadoludan kopmuş gelmiş insanlardı oysa ki..

    Düşmanın planı ve projesi bizim idrakımızın çok ötesinde ve bunları teker teker uyguluyorlar evlatlarımızın üzerinde.

    Şimdi gönül rahatlığı ile paket gıdalara devam edin, aşılarını yaptırın, her verilen ilacı bitene kadar kullanın..
    10 sene sonra yavrunuz da nelerin ortaya çıkabileceğini tahmin edebiliyor musunuz?
    Rabbimiz bize "Onları dost edinmeyin!" Diye emredip uyarırken biz bırakın dost edinmeyi herşeyimizi teslim ettik..
    Çünkü bir defa bile Allah'ı ve Rasul'unu anlamaya çalışmadık..

    O Allah'ki yarattığı herşeyi güzel yaratmıştı, kendi ellerimizle ifsad ettik!

    /Yağmur Mirzayeva-17.12.2018/
  • "Birdenbire anlar ki yarın da böyle olacaktır,öbür gün de,tüm öteki günler de.Ve bu çaresiz buluş ezer onu.İşte böyle düşünce öldürür insanı.Bunlara katlanamadığı için öldürür insan kendini ya da,gençse tümceler kurar."
    Albert Camus
    Sayfa 35 - CAN YAYINLARI