• solgun kadın o altın halkaya baktı
    parlak işlemelerinde gördü ki
    kocasından vefa görmek umuduyla nice günler
    heder olup gitmiş, heder olup gitmiş

    perişan oldu kadın
    ve bu halka ii yüzü hala parlak, ışıltılı
    kulluk kölelik halkasıdır, diyerek
    için için ağladı
  • .... Bu sıralarda İstanbul'da Selanik gibi tam bi heyecan içindedir Millet Meclisinde Müslüman olsun başka dinlerden olsun bütün mebuslar hamiyet yarışına çıkmış bulunuyor devlet kasasında para yok fakat millet parasını yiyeceğini ve içeceğini vatan uğrunda vermeye hazır memurlar aylıklarını devlete hediye ediyorlar başka dinden olanlar gönüllü yazılarak Osmanlı vatanı uğrunda çarpışmak için devlete başvuruyorlar geri kafalı yobazların fikri şudur "Kafirlerin harp etmesi caiz değildir. Onlar Müslümanlarla bir arada harp ederlerse Allah'ın gazabına uğrarız Hristiyanlar halife ordusunda hizmet edemezler onlara düşen şey haraç ve cizye vermektir." Halbuki anayasaya göre Müslüman olsun Hristiyan olsun bahtlarını Türk ülkesine bağlayanlar Osmanlı sayılmaktadır. Böyle olmazsa anayasanın sağladığı hak kalkmış olur. Hak eşitliği olmazsa adalette olmaz elbette demek oluyor ki yobaz zümresi dinleri başka olanlara ne hak tanımak istiyor nede adalet bundan da apaçık anlaşılan birşey var yobazlar öteden beri anayasanın düşmanı nihayet İstanbul da karar veriliyor başka dinden olanlarda askere alınacak fakat çok geçmeden Selanik de bir haber yayılıyor başka dinlerin en sorumluları askere alınmak teklifini iyi karşılamamışlar buna müsaade etmeyeceklerini bildirmişler Tuna boylarında yer yer gösterilen eşsiz kahramanlıklar var fakat Selanik de herkesin dilinde dolaşıyor Harbin idaresi çok fena trenle ilk göçenler gelmeye başlıyor bütün millet kırılıyor. Saray ise meclisi kapatma düşü görüyormuş Bulgarlar Türk köylerini ateşe veriyorlarmış halk canını kurtarmak için Filibeye doğru yola dökülmüş geçitler yollar donmuş insanlarla dolu kış bütün sertliği ile hüküm sürüyor bunun en korkuncu millete yardım maksadıyla toplanan paraların bir kaç Paşa elinde erimesi aradan aylar geçtikten sonra Selanik te toplanan göçmenlerin durumu tüyler ürperticidir.
    Denize yakın kasabalarda şehirlerde hep aynı şey Annem açlıkla soğukla ve en acı yoklukla güreşen bu bahtsız göçmenlerden bahsederken tekrar o günleri yaşıyormuş gibi olurdu .Babam üst teğmen üniforması ile eve geldiği zaman yüzünün biraz daha solduğu görülürmüş ... Bir gün babam anneme şöyle demiş ; " Artık ümit kalmadı Zübeyde Ruslar İstanbul'a doğru yürüyorlar çok tehlikeli günler geçiriyoruz göçmenler kırılıyor insanlar kırılıyor Saray ise meclisi kapatmak için yollar arıyormuş halkın sesini boğmaya da niyetli basın kanunu hazırlanıyormuş felaketler çorap söküğü gibi memleket çökerken sesimizi nasıl duyuracağız bütün ümitler söndü zavallı memleket zavallı memleket halk sokaklarda çılgın gibi dolaşıyor bir görsen Zübeyde bende onların arasında kendimi kaybetmiş gibi dolaşıyorum Allah yardımcımız olsun yanlız bu kadar olsa yine iyi, iyi sayılamaz ama bu kadar kötülükler arasında bir tanesi eksik olursa yine iyi felaketlerimiz yetmiyormuş gibi damat mahmut paşa İstanbul'da bir hafiye teşkilatı kurmuş jurnalciler memur diye alınmış aylıklar bol halk ise açlıktan kırılıp gidiyor." Annem hafiye teşkilatını nerden bilsin şaşırmış bu teşkilatın vazifesi ne olabilir babama ister istemez sormuş;
    - Bu da ne ne yapacak bunlar ? Babam cevap vermiş .
    + Hafiyeler mi ne yapacaklar dinle kimseye sezdirmeden halkın arasında dolaşacaklar söyşenen sözleri Mahmut Paşa'ya haber verecekler yani jurnal edecekler Paşa da Abdulhamit'e haber verecek hafiyeler gizli çalışacaklar onları kimse tanımayacak bugün çok iyi tanıdığım adam anlattı buraya da emir gelmiş Selanik'de de bu teşkilat kuruluyormuş bundan böyle dostu düşmandan ayırmak güç bir ufak bir haber aldımı onu şişirecek ve yaranmak için başkalarını ateşe atacak onun için Zübeyde çok dikkatli konuş hiç bilinmez görüştüğün hanım belki bir hafiyenin karısıdır. Hatta en yakınlarına bile dikkatli konuş hafiyelik İstanbul'da almış yürümüş hapisaneler bu pis adamların jurnalleri yüzünden günahsız ve temiz insanlarla dolmuş diyorlar dolar tabi Ruslar memleketi dışından Abdulhamit de memleketi içinden yıkıyor ."
  • İyi günlermiş onlar - Şimdi inanmak bile güç; - gerçekten var mıydı böyle günler? - yoksa sadece bir düş müydü bu?
  • Bir hafta daha sona erdi, cumartesi akşamı geldi çattı işte. Günler öylesine çabuk geçiyor ki...
  • "Günler ağır.
    Günler ölüm haberleriyle geliyor.
    En güzel dünyaları yaktık ellerimizle.."
    Nazım Hikmet Ran
    Sayfa 716 - Yapı Kredi Yayınları / 4. baskı: İstanbul, Nisan 2008