Hayatımda mutlu günlerim olmuştu elbette, ama mesele sadece mutluluk değildi. Önemli olan yaşadığını, hayatın bir anlamı, bir değeri olduğunu hissetmekti. Elinde çiçekler tutan beyaz gelinlik giymiş bir kızın mutluluğu gibi bir şey değildi bu. Daha derin bir varoluş sorunuydu. Dünyaya gelmiş olmamın bir anlamı var mı, bu yaşlı gezegene ya da üstünde yaşayan insanlara küçücük bir katkım oluyor mu gibi tuhaf soruların cevabıydı.
Sayfa 348·Kitabı okudu
Ufkum puslu karanlık; Tayfa çığlıklarıyla dolu Günlerim gecelerim. Başım önüme eğik, Öyle dimdik değilim. Tozlu merdivenlerimden Kendimi içten içe Bir çıkar bir inerim.
Sayfa 145·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Harry Potter ve Melez Prens
Puan vermedi·596 syf.··
2026 57. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 20:25
Sayfaların Arasında Sönen Yeşil Işık: Harry Potter ve Melez Prens Hogwarts’ta altıncı yıl; o eski çocuksu, neşeli okul günlerim yerini içimi ürperten tekinsiz bir savaşa bıraktı. Benim için bu hikaye, "Hogwarts beni her şeyden korur" illüzyonunun ve çocukluğumun elimden kayıp gittiği o asıl kırılma noktası oldu. Harry ile birlikte Düşünseli’nin girdaplarına dalıp Tom Riddle’ın sevgisiz geçmişini ve ruhu parçalayan Hortkulukların gizemini kurcalarken; büyümenin aslında ne kadar can yakıcı bir süreç olduğunu tüm hücrelerimde hissettim. Eski bir iksir kitabının karalanmış sayfalarında gücü ve tehlikeyi keşfederken, sadakatimin ve önyargılarımın en ağır sınavlarıyla yüzleştim. Sectumsempra’nın acımasızlığında kontrolsüz gücün kanlı yüzünü gördüm, kalbimizi sızlatan o geri dönülmez hatalarla baş başa kaldım. Astronomi Kulesi’nden yükselen o son yeşil ışıkla birlikte, hayatımdaki en sarsılmaz kalelerin, o en güvendiğim insanların bile nasıl yıkılabileceğine tanıklık ettim.
Harry Potter ve Melez PrensJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 202129,8bin okunma
Uzun zaman önce, günlerim tekdüzeleşip etrafımda arkadaşlarım da kalmayınca; ev ile işyeri arasında mekik dokuyan bir örümcek gibi kendi ağımı ördüğümü fark ettiğimde, defalarca bu durumdan kurtulmak için çabaladım. Her şeyi denedim. Ama o kadar sık örmüşüm ki ağlarımı, bir türlü kurtulamadım. Ya insanlar beni anlamıyordu ya da ben onların konuştuğu dili unutmuştum. Dilini, töresini hiç bilmediğim yabancı bir ülkedeymişim gibi hissediyordum. Acı içinde geçen o günleri tekrar yaşıyormuşçasına derin neſes aldı. Sanki bir kabuğun içinde hapsolmuşum da ne kadar bağırsam, haykırsam sesimi duyuramıyor, kendimi gösteremiyordum. Yorulmuştum. Sonra bu çabanın beyhude olduğunu gördüm, vazgeçtim. Yalnızlığımı büyüttüm. Kendimle mutlu olmanın, kendimi eğlemenin yollarını aradım. Bulduğumu sandım ama bu da bir sanıydı sadece. Mutlu değildim. Şafak bekleyen askerler gibi, günlerin üzerini karalamaktan başka bir şey yapmadım.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
Ömrümün en güzel dizesi...
Yüzün de olmasaydı; dünyayı yumuşatan o yaz bulutu gülüşün.. günlerim neye benzerdi...? ya ömrüm...? (Şükrü Erbaş)
Reklam
Reklam