Ortada bir vaka vardır ve bu vaka önemlidir. Ama, bunu biri uygarlığı yani daha açık söyleyeyim İslam uygarlığının terk ve Batı uygarlığına geçiş şeklinde yorumlayanların yanlışı yavaş yavaş ortaya çıkacaktır. Düşünürler, bilginler ve sanatçılar bunu ortaya çıkaracaktır. Çünkü ancak, özde ve cevherde aşağı olan bir uygarlık terk edilerek daha üstün olanına geçilebilir. Oysa İslam uygarlığının özü ve cevheri ile yüceliğini, canlılığını ve büyüklüğünü koruduğunu görmemek için iyice şartlanmış olmak gerekir.
Birinci rauntta Batı uygarlığı ilerlemesi biçiminde bir görünüm vardır tüm İslam ülkelerinde. Ama, gerçekte, İslam uygarlığı, bir varyasyonun da yeni bir varyasyona geçerken dışındaki bir uygarlık ile hesaplaşmasını yapıyor. Olayın tarih anlamı budur.
Bundan sonra uzun vadede, tarih içinde olacak, olan İslam uygarlığının yepyeni bir insanlık ve medeniyet dirilişi ile, gerek doğuda, gerek batıda yeni bir çiçeklenişiyle öbür uygarlıkların özüne etki yapması ve böylece yeni bir çığır açılması olacaktır.
Eflatun ancak bir filozof olarak Eflatun'dur. Fatih de ancak bir Fatih olarak Fatih'tir. Eflatun'u ayakkabı tamircisi yaparsanız iyi bir ayakkabı tamircisi bile olamaz. Fatihi de saka olmaya mahkum ederseniz tenekelere su doldururken üstünü başını suya batırır. Büyük bir devlet kurmuş bir millet, kendi büyüklük şartlarından soyulup, küçük bir devlet kalıbına dökülmek istenirse, acı çeker. Bütün huzursuzluğumuzun, şikayetlerimizin sebebi budur, iddiasız bir batılı devlet yapılamayız.
- Onu öldüreceğim derken kastettiğim onu kalbimde öldürmek. İyiliğini istemekten vazgeçmek. Derken bir gün ölüp gidecek.
Seni ise tersinden öldürdüm. Kalbimde yeniden doğurarak öldürdüm. Bu hayatta en sevdiğim insan sensin Portuga. Tek arkadaşım sensin.
- Peki ya bardak? Hep boş mu kalacak? +Bu bardak asla boş kalmayacak. Ona her baktığımda dünyanın en güzel çiçeğini göreceğim. Bana bu çiçeği en iyi öğrencimin verdiğini düşüneceğim. Tamam mı? Artık gidebilirsin, altın yürekli çocuk...