1000Kitap Logosu

Gurbet

Dağ başında soğuk vardı Geçit vermez duman kardı Gurbet eli avcı sardı Düşme tora ceylan gözlüm Kaşlarının karasından Kan süzülür yarasından Dikenlerin arasından Çık kenara ceylan gözlüm Sevdim seçtim kul içinde Yorgun düştüm yol içinde Susuz kaldık göl içinde Gel pınara ceylan gözlüm
3
Sarhoş olun ama neyle? Şarapla, şiirle ya da erdemle... Nasıl isterseniz. Sahi nasıl istersin? Ben öyle çilingir sofraları kurmayı bilmem. Gelirsen bi yetmişlik şiir açarım, buz niyetine içine beyitler katarım. Ne dersin? Sarhoş olduğumuz yere memleket... Ayıldığın yere gurbet derim. Kalırsan adını vuslat koyarız. Gidersen; hasret.
5
İki sevdam var Biri SIR
bir alıntı ekledi.
Yusuf Mescioğlu
Hasretin küllerinden yalnızlık doğuyorken, Bilmem ki; aşk kervanı hangi diyardan gelir. O füsunlu çehresi neşeyi boğuyorken, Sevdanın karşısında, sükût ikrardan gelir. Edeb gerek bir kalbin kapısından girmeye, Layık mıdır yüreğim gönlüne yüz sürmeye, Dayanır mı gözlerim suretini görmeye. Çehresi şems gibidir, yoklukta vardan gelir… Beklerken sabır ile aktan süzüp siyahı, Gam tutkunu gönlümün efkâra olmaz ah’ı Ey nefsim diz çök hemen artık anla bu râh’ı Ömrümüze her belâ çok şükür Yârdan gelir… Sükût düşer payıma kelâmların dilinden, Bülbül bizâr olur mu bir gün gelir gülünden, Dert bâdesi içerken yudum yudum elinden, Ruhumu saran sükûn gül-i nazardan gelir… Tebessüm dert verirken derdi aşk olan câna, Gurbet eller neylesin yurdu yâr olan câna, Ağyarlık zindanında namı mert olan câna, Vurulan her kelepçe hüsn-ü nigârdan gelir… Bizi korkutmaz ölüm cândan gayrı nemiz var. Adı aşktır buyrulan kutlu bahanemiz var. Yandıkça abâd olan şeyda bir sinemiz var. Dilimize her kelâm hicran-ı nardan gelir… Ansızın çekilirken öteler diyarına, Bizden de hoş bir seda kalır belki yarına, Kavuşurken ruhumuz ebedi dildârına, Duyduğumuz son nevâ elhak mezardan gelir…
5
içim içime sığmıyor
Bana göre değil kavga Uygarlığın kriz noktalarında Gurbet kokan bir hayatım var benim 93 harbinden kalma sokaklarında İkindi sonrası sirenler çalar Eritir dağların kirli karını Susuz bir denizde hırçın dalgalar Deler karanlığın kulak zarını Sen geldin; vefakâr duygular geldi Yakamozlar oynaşıyor sularda Benim de sırlara ermek çağımdır Buzlar vadisinde bir gelin, sevda Sevda benim özgül ağırlığımdırSen geldin; güvertelere Umut yükleyip boşaltan gemilerin Hindistan cevizi kırdığı kırdığı limanlarda Ermiş kaptanlara muhabbet duyan Meczup tayfalar geldi İçim içime sığmıyor Çünkü hem sen geldin; hem bahar geldi NURULLAH GENÇ
2