Meftun ابراهيم

Meftun ابراهيم
@gurbettebirmeftun
Avusturya ~ Viyana
Halfeti
641 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Bugün içimde garip bir sessizlik var. Ne tam mutlu diyebilirim ne de üzgün. Sanki uzun bir yolculuktan dönmüşüm de valizi henüz açmamışım gibi. Bir yıl daha bitti. Takvim için sıradan bir gün belki ama insan kendi hayatının içinden geçerken bazı tarihler büyüyor. Durup arkaya bakıyorsun. Kimler vardı, kimler yok artık… Hangi hayaller vardı, hangileri yolda kayboldu… Hangi cümleleri büyük umutlarla kurduk da hayat bambaşka cevaplar verdi… Bazı yıllar gerçekten hafif geçmiyor. İnsan sadece zaman yaşamıyor; kayıplar yaşıyor, hayal kırıklıkları yaşıyor, vedalar yaşıyor. Bazen birine, bazen kendine yabancılaşıyor. Bir dönem her şeyin daha net olacağını sanıyordum. Belli bir noktaya gelince tüm taşlar yerine oturacak zannediyordum. Meğer hayat ikea dolabı gibiymiş; parçalar eksik, kullanım kılavuzu yok ve sonunda yine bir vida artıyor. Bazı insanları geride bıraktım. Bazıları beni bıraktı. Bazı konuşmalar yarım kaldı. Bazı özürler hiç gelmedi. Bazı hisler içimde uzun süre misafir olup çıkmayı reddetti. Ve insan en çok da kendi eski haline üzülüyor bazen. Daha kolay güvenen haline… Daha çabuk heyecanlanan haline… Kalbi bu kadar dikkatli yaşamayan haline…
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Burası dünya dayı; kimseye kalmayan, kimseyi de sonsuza kadar tutmayan bir yer burası… İnsan sabah büyük dertlerle uyanır, akşam olunca bir bakar ki o koca meselelerin çoğu rüzgâr gibi geçip gitmiş . Bugün uğruna kavga ettiğin, gece uykunu kaçıran şeyler yarın bir hatıra olur, öbür gün ise adını bile zor hatırlarsın. O yüzden derler ya, burada hiçbir şey kalıcı değil; ne sevinç sonsuza kadar sürer ne de keder ebedi olur. Dünya döner durur, insanlar gelir geçer, sokaklar değişir, yüzler yaşlanır ama hayat akmaya devam eder. Bazen bir çay içip derin bir nefes almak, gökyüzüne bakıp “geçer” demek gerekir; çünkü bu telaşın, bu koşturmanın sonunda herkes aynı yere varır. İşte bu yüzden kalp kırmamaya, yük taşımamaya, gereksiz hırsların peşinden koşmamaya çalışmak lazım. Çünkü burada ne kadar biriktirirsen biriktir, yarın hepsi bu dünyada kalır; sana kalan sadece yaşadığın anılar, yaptığın iyilikler ve ardında bıraktığın güzel sözler olur 🌙.
1000Kitap
Bazı sabahlar uyanmak, yeniden doğmak gibi değil de yeniden sınanmak gibi geliyor bana. Gözlerimi açıyorum; bedenim benden önce uyanmış, bana neyin daha zor olacağını çoktan fısıldamış oluyor. Özellikle bir tarafım… sanki güne hep birkaç adım geriden başlıyor. Omuzlarımda tanıdık bir ağırlık, hareketlerimde eski bir tereddüt var. Daha gün başlamadan, bedenimle aramda sessiz bir pazarlık kuruluyor: “Bugün ne kadarını birlikte yapabileceğiz?” İnsanlar çoğu zaman fark etmez. Dışarıdan bakınca her şey yerli yerindeymiş gibi durur. Ama basit görünen şeyler vardır; bir düğmeyi iliklemek, bir poşeti taşımak, bir kapıyı açmak… İşte onlar, günün en çok düşünülmesi gereken anlarına dönüşür. Bazen bir nesneye uzanırken, bazen bir şeyi dengede tutmaya çalışırken, bedenimin bir yanının diğerine yetişemediğini hissederim. Kimse o küçük gecikmeyi görmez. Ama ben her seferinde farkındayım. Yardım istemek… Ne tuhaf kelime. İnsan hayatı boyunca kendi başına yapabilmenin değerli olduğu öğretilerek büyütülüyor. Sonra bir gün, iki elin aynı sözü söylemediğini fark ediyorsun. İşte o an, “güçlü ol” cümleleri anlam değiştiriyor. Güçlü olmak, bazen her şeyi tek başına yapabilmek değil; yaparken zorlandığını saklamamayı öğrenmekmiş. Bunu kabullenmek zaman aldı. Hâlâ alıştığımı söyleyemem. Bazen insanlar bana “Ne kadar da sakinsin” diyor. Bir şey düştüğünde, bir hareket yarım kaldığında, yüzüm değişmediği için. Oysa bilseler… Sakinlik çoğu zaman alışkanlık. Aynı zorluğu defalarca yaşayınca insan tepki vermeyi değil, içinden geçirmeyi öğreniyor. Sabır, benim için bir erdemden çok günlük bir refleks. Bakışlar yoruyor insanı. Özellikle de fark edilip edilmediğinden emin olamadığın bakışlar. Yardım edip etmemek arasında kararsız kalan gözler. Sormaya çekinip bekleyen yüzler. Bazen de hiçbir şey
1000Kitap
Dertleştiğim bir sen vardın, Şimdi sende dertlerimin arasına karıştın. Hani diyor ya şair; "Umut, içimde bir yerde, Ama içimde her yer her yerde." Öyle iște..
1000Kitap
Yeni bir yıla daha giriyoruz. Takvimler sessizce değişirken, sokaklarda ışıklar yanıyor, vitrinler süsleniyor, insanlar “umut” kelimesini dillerine doluyor. Ama herkes için aynı değil bu gece. Bazıları için yeni yıl, bir sofranın etrafında toplanmak değil; eksik sandalyelere bakıp gülümsemeye çalışmak demek. Bazıları için yeni yıl, sarılmak değil; mesafeyi daha derinden hissetmek demek. Gurbet böyle bir şey işte… Yıl değişirken saatler aynı anda çalmıyor insanın içinde. Burada yeni bir yıl başlıyor ama orada, çok uzakta, başka bir saat başka bir acıyı hatırlatıyor. Annemin sesi geliyor aklıma, babamın sessizliği, çocukluğumun tanıdık duvarları. Aynı gökyüzünün altında ama bambaşka hayatların içindeyiz. Aynı takvim yaprağını koparıyoruz belki ama aynı hisleri yaşamıyoruz. Yeni yıl geceleri daha bir ağır gelir gurbette. Kalabalığın ortasında bile insan kendini yalnız hisseder. Herkes kahkahalar atarken, içinden sessizce geçen cümleler olur: “Keşke burada olmasaydım… Keşke bu anı onlarla yaşayabilseydim.” Telefon ekranından izlenen sevinçler, mesafeyle daha da büyüyen özlemler vardır. Saat tam on ikiyi gösterdiğinde edilen dilekler bile yarım kalır; çünkü insanın en büyük dileği zaten hep aynıdır: ait olduğu yere bir gün dönebilmek. Geçen yıl da böyleydi. Ondan önceki de. Zaman ilerliyor ama bazı duygular yerinde sayıyor. İnsan alışıyor sanıyor ama aslında sadece susmayı öğreniyor. İçindeki boşluğu kalabalıklarla doldurmaya çalışıyor, ama yeni yıl geceleri o boşluk kendini daha çok belli ediyor. Çünkü yeni bir yıl, geçmişin muhasebesini de beraberinde getiriyor. Yapılamayanlar, söylenemeyenler, sarılamayan insanlar… Yine de bir umut var, her şeye rağmen. Hüzünlü de olsa, yorgun da olsa. Belki bu yıl yollar kısalır, hasret biraz hafifler. Belki bir sonraki yeni yılı,
1000Kitap