Yusuf İslam, Kayı 3: Haremeyn Hizmetinde'yi inceledi.
18 May 01:51 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Ahmet hoca kroniklere dayanarak Osmanlı tarihini yazan bir akademisyen. Bu kitapta da dönem kaynaklarından bolca istifade ederek bu neşri gerçekleştirmiş.

Kitap ile alakalı bir anım var ki bahsetmeden edemeyeceğim:

"Yavuz'un yeniçeri tarafından desteklenmesine Gürcistan'a yaptığı akınların ne gibi bir etkisi olmuştur?" sorusunu sorduğumda güya tarih profesörü bir adam tarafından rencide edilmiştim. Akabinde bu kitabı yazarına imzalatmak suretiyle temin edip bir sonraki karşılaşmamızda milletin içerisinde profesörü! mutekabiliyet esasına binaen rencide ederek Şehzade Selim'in Sultan Selime dönüşmesine vesile olan kısımları okutmuştum.

Korhan Arslan, bir alıntı ekledi.
16 May 20:16 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Homo erectus, günümüzden yaklaşık 1.8 milyon yıl önce, anayurdu Afrika'dan ayrılıp önce Batı Asya, sonra da Doğu Asya ve Güney Avrupa'ya yayıldı. Şimdilik Çin, Java ve Gürcistan'da fosil kalıntılar ortaya çıkarıldı. Bu dönemde deniz sularının ciddi bir kısmı henüz buzul ve buz tabakaları halindeyken, Güneydoğu Asya günümüze kıyasla çok daha geniş bir yarımadaydı ve Java Adası gibi yerlere ulaşmak için kayıklara gerek duyulmuyordu. 2003’te Endonezya'nın Flores Adası'nda bulunan hobit benzeri küçücük iskeletler büyük heyecan yarattı. Homo floresiensis ad verilen bu tür, bir ihtimalle Homo erectus'un, bir başka ihtimalle de Afrika'yı Homo erectus'tan bile önce terk eden bir insan atasının soyundandı.

Dünya'nın Tüm Dertleri, Marcus Chown (Sayfa 80)Dünya'nın Tüm Dertleri, Marcus Chown (Sayfa 80)
Dervişmisali, bir alıntı ekledi.
10 May 22:58

Nasıl medhedeyim sultanım seni
Gürcistan iline değer gözlerin
Bir bakışta eylen harap cihanı
Cezayir'e Tunus'a değer gözlerin

Karacaoğlan - Bütün Şiirleri, Cahit ÖztelliKaracaoğlan - Bütün Şiirleri, Cahit Öztelli
Yaren, bir alıntı ekledi.
06 May 13:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Çeçenistan, Avaristan, Çerkezistan, Gürcistan... bütün bunlar da acı çekiyor. Kafkasya taşıyla, toprağıyla, ağacıyla, hatta gökyüzüyle bir acı yumağına dönmüş (...)

Özgürlüğe Çağrı Şeyh Şamil, Sadullah Aydın (Sayfa 79 - Beka Yayınları, 3.Baskı)Özgürlüğe Çağrı Şeyh Şamil, Sadullah Aydın (Sayfa 79 - Beka Yayınları, 3.Baskı)
Sadık Cemre Kocak, İstasyon On Bir'i inceledi.
02 May 21:17 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Kitabımız başlarda o kadar sıkıcı ki metrobüsle gelirken her durak da acaba kapatsam mı, neyse bu yol şimdi etrafa bakarak boş boş çekilmez gibi düşüncelerle idare ettim.
Ardından Kadıköy’e geldim ve eve giderken de aynı şekilde bahanelerle kitaba devam ettim ve gördüm ki sayfalar ilerlediğinde bir virüsten bahsediyoruz. Neydi, sanırım Gürcistan Gribi gibi bir şey. Tabi bu heyecanı yakaladıktan sonra tiyatrocular ve geçmiş zaman derken boş geçen yaklaşık 130 sayfadan bahsediyorum. Kitapları sevmesem bile yarım bırakınca içimde ayrı bir sinir oluyor diye devam ediyorum ve büyük bir hüsran ve aynı sinirle yazılmış bir inceleme görüyorum kendimde. Tabi yine de o virüs ve ölümlerle alakalı, bir de kapak fotosu ve övgü yazıları sonrası insan beklentiye giriyor ve birkaç kırıntı istiyor önüne. Hadi kırıntı yok bari kırıntıcık olsun diye ama…
Kitapta ilerledikçe bu sefer sanki iki ayrı kitap okumuşum da sonraki bölüm bambaşka bir hikaye içeriyormuş gibi tat aldım. Ciddiyim. Bir de dikkatimi çeken ‘Cam Şehir’ betimlemesi vardı ki bunun da ‘Toronto’ olduğunu öğrendim ve sizlere bir görsel bırakıyorum. Siz anlarsınız söylenmek isteneni. :)
https://i.hizliresim.com/oOBAkb.jpg
Saatler 21.12 ve ben bu kitabı bitirdim. Çok şükür diyorum çünkü kitap beni sonlara doğru gene sıktı ve yarım kalmış öyle çok şey vardı ki, heyecanlı yerlere 10 puan üzerinden 15 veririm o derece iyiydi ama öbür taraftan sıkıcı yerler 1 puan bile etmezdi kanımca. Çok fazla sıkıcılık ve durgunluk vardı. Tam hız kazandık derken farklı bir hikayeye geçiş ve tutarsız bir yazım. Aslında kitabı beğendim ama neyi beğendiğimi bilmiyorum. Çok farklı bir anlatım bu. Üstelik beğenenlerinden birisini görünce de oldukça şaşırdım kitap için.
Size tavsiyem piyasası 20-35 TL arasında değişen bu kitabı merak edip almayın, boşa paranızı çarçur etmeyin. Gördüğüm en berbat anlatıma sahip bilim kurgu kitaplarından ve aynı zamanda heyecanlı yerleriyle kendine çeken. Mümkünse okumamanızı tavsiye edeceğim ama adını duyduğunuzdan bile şüpheliyim.
Bunun yanında farkına vardım, bir iyi bir kötü kitap okuyorum. Bakalım yarın sabah nasıl bir kitapla karşılaşacağım. Şimdilik herkese mutlu geceler ve iyi okumalar diliyorum..

*Yazarın okuduğum ilk kitabıdır.

*Önsözde bahsettiği gibi, akademik bir kitap olmasındansa daha basit bir dil kullanarak günümüz Rusya'sını inceliyor. Tarihsel açıdan edindiği devlet politikaları, temel sorunları, insanlarının genel yapısı, mimarisi vb. birçok özelliğine dikkat çekiyor ve uzun süredir Rusya'ya gidip gelmiş olması sebebiyle de bir miktar savunma halinde.

*Kitabın ilk bölümleri bir gezi yazısı havası yaratırken, orta bölümler daha çok iktisat ve enerji politikalarına, son bölüm ise güncel politik hareketlerine(Ukrayna, Gürcistan, Suriye gibi) yer veriyor.

*Kitabın anlatımı, benzerlerinin aksine, çok akıcı ve hiç sıkmıyor.

*Eleştiri olarak söyleyebileceğim bir konu; Kitabın önsözünden önce iki yazarın kitap hakkındaki kısa yazıları verilmiş. Bunlardan birinin(Soner Polat) kitabını daha önce okumuştum. Fikir babalarının kitaplarını da okuduğum Avrasyacı yaklaşımını yetersiz bulduğum bu yazarın yazısıyla daha kitaba başlamadan karşılaştığım için istemsiz bir ön yargı oluşturdu. Bu yazılar kitabın sonunda veya arka kapakta(kısaltılarak) verilebilirdi. Kitabın kendisi bu ön yargımı seyreltti fakat yine de yazara ve yayıncıya önerim bunu yapmamasıdır. Zaten Kırmızı Kedi Yayınevi, takip edenleri için ciddi, değerli bir yayınevidir. Kitabın satması-okunması için bu kitabı basıyor olması yeterli bir güvencedir.

1935 yılı Türkiye sevdalısı Azerbaycan'lı şair Ahmed Cevad, Gürcistan'da Karadeniz kıyısında bir zindanda, Rus zulmüne karşı geldiği için tutukludur. Hücresinin küçük penceresi Karadenize bakıyor. Ahmed Cevad bilir ki denizin öbür yakası Türkiye ve onun için hürriyeti temsil ediyor. O pencereden bakar ve:
"Çırpınırdı Karadeniz
Bakıp Türkün bayrağına
Ah ölmeden bir görseydim
Düşebilsem toprağına"
Dizelerini yazar.
Ne yazık ki daha sonra Rusya tarafından kursuna dizilerek şehit edilir.

Adem ŞEN, bir alıntı ekledi.
31 Mar 17:56 · Kitabı okuyor

Türkler millet olarak varlıklarını sürdürebildiler, fakat bir önceki yüzyılın olaylarından derinlemesine etkilenmişlerdi. Yeni Türkiye Cumhuriyeti halkının çoğu Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya, Ermenistan, Gürcistan, Rusya, Ukrayna ve başka bölgelerden gelen mültecilerin karışımından oluşuyordu.

Ölüm ve Sürgün, Justin McCarthy (Sayfa 2)Ölüm ve Sürgün, Justin McCarthy (Sayfa 2)
Ebru Ince, bir alıntı ekledi.
25 Mar 01:20 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ölümleri anlaşılabilir bir mantığa oturtulmak mümkün değildi
Pasternak 'ın çevresindeki insanlar sırra kadem basmakta ...akibetleri tahmin edilse bile hiçbir şekilde dogrulanmamaktaydı. ..
Pılniak , Babel ve şiirleri Pasternak tarafından çevrilen Gürcü arkadaşı Titsian Tabidze bu isimler arasındaydı. .
Bir gürcü arkadaşı Paolo Yaşvili de Gürcistan Sovyet yazarlar birliği 'nin bir toplantısında etrafının sorgu memurları tarafından sarılması öncesinde kendini silahla vurmuştu

Jivago Vakası, Peter Finn (Sayfa 63 - Yapı kredi yayınları..)Jivago Vakası, Peter Finn (Sayfa 63 - Yapı kredi yayınları..)
Meltem Parlak, Ali ve Nino'yu inceledi.
08 Mar 16:55 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bir dizi sayesinde tanıdım kitabı desem yeridir. Diziler sayesinde alıp okuduğum ve pişman olmadığım kitaplar oldu. Ali ve Nino da onlardan biri oldu.
.
.
Lâ Edri; Doğu'nun edebiyat geleneğinde kime ait olduğu bilinmeyen nazım parçalarının altına "yazanı belli değil" anlamında konulan ibaredir. Arapça bir kelimedir. Lügatte "bilmem, bilinmez, bilinmiyor" gibi anlamlara gelmektedir. Yazanı belli olmayan ya da bilinmek istenmeyen kişilerin kullandığı rumuz hâline gelmiştir. Kitabı kimin yazdığı belli değil. Üç dört kişinin ismi geçiyor, "şu yazdı, bu yazdı" gibisine. Ya zaman içinde yazan kişi unutuldu ya da o dönemlerde kendi adını vererek kitabı piyasaya sürmeye korktu, orası muallâkta kalmış artık.
.
.
Kitaba gelecek olursak, Azerbaycan'ın millî romanı olarak geçiyor. Müslüman bir Azeri genci Ali ve Hristiyan Gürcü kızı Nino'nun aşk hikâyesinden ziyade o dönem hakkında da bilgiler veriyor kitap. Azerbaycan tarihi, millî kimliği, Kafkasların siyasi ve toplumsal yapısı hakkında çok şey söyleyen bir kitap. 20.yüzyılın başında Sovyet öncesi dönemdeki Kafkas ruhunu, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kuruluşunu; farklı kültürlerin, ırkların, dinlerin ve mezheplerin bir arada nasıl yaşadığını anlatıyor. Doğu ile Batı'yı, Müslüman ve Hristiyanlığı aşk adı altında toplayan tarihi bir aşk romanı olmuş. Ama aşk deyince de bildiğimiz klişe olan durumlardan değil.
.
.
Ben kitabı okurken büyük bir zevk aldım açıkçası. Başlarda olaya adapte olamadım ama kitaba kendimi veremediğinden ötürü idi. Tam her şey çok güzel gidiyor derken kitabın sonu sizi adeta tepesi üstü çakılmış durumuna düşürüyor. Etkisi kolay kolay üzerimden geçmeyecek bir kitap. Ve insallah da Gürcistan'a heykellerini görmek için gideceğim. Okuduğunuz için pişman olmayacağınız harika bir kitap diyerekten yorumumu bitiriyorum. #laedri