• Aldatılmış, ihanete uğramış biri olarak tekrar birine güvenmek çok zor
  • İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır .

    İBRANİLER 11
  • Düşününce, belki de böylesi daha iyi oldu diyorum. Ölümün de kendine has bir bilgeliği var, bazen kendinden çok ona güvenmek gerek.
  • Deleuze ve Guattari'ye göre uçuş hatları kendi içinde ne iyidir ne de kötü, açık uçlu süreçlerdir bunlar. Şizofreni ve paranoya, rizom ve ağaç, katmanlar ve kaçış hatları arasında ikili bir karşıtlık söz konusu değildir. Katmanlara karşı olmak, katmanlara (örgütlenmeye) ve kaçış hatlarına karşı çıkmak (organsız bir bedene dönüşmek) yeterli değildir. Kaçış hatlarının kendilerine özgü tehlikeleri vardır ve bunlar da Dövüş Kulübü açısından ilgi çekicidir.

    İlk tehlike kaçış yolunun tekrar katmanlaşmasıdır: Bütünüyle katmansızlaşma korkusu içinde katı bir parçalanma ve ayrımcılık çekici görünebilir. Bir kaçış hattı ne zaman bir kuruluş, kurum, yorum, karadelik, vs. tarafından durdurulsa, "yeniden bölgeselleşme" meydana gelir. Dövüş Kulübü başlangıçta
    "güvenlik yanılsamasıyla" alay etse de, kaçış hattını izleyen yeniden bölgeselleşme olur. Bir projeye, Kargaşa Projesi'ne evrilir. Bir "anarşi bürokrasisi"ne dönüşen (a.g.y. 119) Kargaşa Projesi, Dövüş Kulübü'nün "bireyin grupla, grubun liderle ve liderin grupla tüm özdeşleşmeleriyle kitlesel öznenin paranoid konumu" olarak tekrar bölgeselleştiği noktadır (Deleuze ve Guattari 1987: 34). Dövüş Kulübü'ne nazaran, Kargaşa Projesi daha ziyade çoklu kaçış hatlarının çoğuna bir rezonans veren Jack/Tyler merkezinde toplanır. Yöntemler de değişir: "Bu insanları köleleştirerek onlara özgürlüğün ne olduğunu göstermeli, onları korkutarak cesaretin ne olduğunu öğretmeliyiz" (a.g.y. 149). Yeni kurallar şöyledir: "soru sormak yok", "Tyler'a güvenmek zorundasınız", vb. (a.g.y. 125). Dövüş Kulübü bir çeteyken, Kargaşa Projesi daha çok bir orduyu andırır. Dövüş Kulübü sertliğin duygulanışlarının bir mikrokozmunu yaratır: yersiz yurtsuzlaştırır ve kitleleştirir, ancak bunu yalnızca yersiz yurtsuzlaşmanın önüne geçip yeni bölgeselleşmeler yaratmak amacıyla yapar.

    Kaçış yolunun kendini pek belli etmeyen ancak daha ilginç ikinci tehlikesi ise "açıklık"tır. "Toplumsal"ın moleküler dokusunu algılayabilir hale geldiğinizde, bu dokudaki boşluklar ortaya çıktığında "açıklık" ortaya çıkar. Önceden kompakt ve bir bütün halinde görünen şey şimdi sızıntı yapar gibidir; farksızlaşmalara, örtüşmelere, göçlere, melezleşmelere geçit veren bir dokudur bu. Dövüş Kulübü'nün Kargaşa Projesi'ne dönüşmesiyle açıklık ortaya çıkar. "Her şey hiçbir şeydir, ve aydınlanmak acayip havalı bir şeydir" (Palahniuk 1997: 64).
    Dövüş Kulübü'nün üyelerini kendine hayran bırakmasının sebebi de açıklıktır. Bu bakımdan Dövüş Kulübü sertliğin tehlikelerini minyatür bir ölçekte yeniden üretmekle kalmaz, aynı zamanda mikrofaşizmdir. "O müthiş paranoid korkunun yerine binlerce küçük saplantı, bariz hakikatler ve açıklıklara saplanıp kaldık. Bu açıklıklar her karadelikten fışkırıyor, artık bir sistem teşkil etmiyor; gümbürtü ve uğultudan ibaret; herkese yargıçlık, adalet dağıtıcılığı, polislik ya da mahalle SS'liği misyonu yükleyen körleştirici ışıklardan ibaret" (Deleuze ve Guattari 1987: 228).

    Üçüncü tehlike ise şudur: Bir kaçış yolu, yaratıcı potansiyelini yitirerek bir ölüm hattına dönüşebilir. Dövüş Kulübünde gerçekleşen tam da budur: Kaçış yolu duvarı aşar, kara deliklerden kurtulur; ancak diğer hatlarla bağlantı kurup her defasında değerliğini artırmak yerine yıkıma, tam da ilgaya, ilga tutkusuna dönüşür" (a.g.y. 229). Aslına bakılırsa faşizm ölüm hattı haline gelen şiddetli bir kaçış hattının sonucudur; bu kaçış hattı özyıkımı ve "ötekilerin ölümü aracılığıyla ölümü" arzular (a.g.y. 230), kendi baskısını arzular. Kaçışın ölüm hattı haline geldiği yer savaşın (yıkımın) savaş makinesinin eki olmaktan çıkıp asıl amacı haline geldiği noktadır.
  • Yaşamanın artık hiçbir anlamı yok, diye yaşamak, yaşamın anlamı olur artık. Neye yarar ki topluluk ruhu, neye yarar geçmişe ve atalara şükran, neye birlikte çalışmak, güvenmek, herhangi bir toplu refah arzulamak ve amaçlamak? Hepsi ayartı bunların, hepsi doğru yoldan sapmalar
  • -Anayasa uyarınca sanık müvekkillerimizin tabii hakimler önüne çıkarılması gerekir. Kuruluşu tabii olmayan, tayinle görev yapan kimselerin tarafsız adaletine inanıp güvenmek mümkün değildir.