Puan vermedi·40 syf.··
2026 7. kitabı
Dinlemekten hep zevk alıyordum. Artık kitaplığımda olduğu için mutluyum. Fiziksel formu yazdıklarıyla bağımı kuvvetlendirdi. Neredeyse her sayfayı alıntılayasım geldi. Erbaş’ın kalemi, insanın en savunmasız anlarına dokunmayı başarmış.
Ömür Hanım’la Güz KonuşmalarıŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2025341 okunma
Puan vermedi·40 syf.··
2026 80. kitabı
Az sözle çok şey anlatmanın ustalarından biri diyebilirim Şükrü Erbaş için, bunu kitabın kapağında; “Susmak yalnızlığın ana dilidir ömür hanım, şiirdir.” cümlesiyle çok güzel ifade etmiştir belki de. Her satırı ayrı bir anlam içeren bir kitap gerçekten, defalarca okunsa her okumada farklı bir şeyler öğretebilecek bir kitap. “Kim kimin derinliğini görebilir. Hem hangi sözle.” Kitabın arka kapağındaki bu cümle belki de kapaktaki sözü tamamlamak için yazılmıştır. Anlamak be anlatmak için sadece susmak gerekiyor belki de. Baş ucu kitabı olabilecek bir eser.
Ömür Hanım’la Güz KonuşmalarıŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2025341 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
KUTUP YILDIZI 5
6/10
·448 syf.··
2026 33. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 13:01
Nisa, babasının kim olduğunu öğrenmiştir ve yıkılmıştır. Bütün çocukluğunun bir yalan olduğunu görür ve Demir’den uzaklaşmaya başlar. Meltem Teyze gelip Nisa’yla yüzleşir fakat Nisa, Meltem’den daha da nefret eder. Bütün bu nefret ve kinle Demir’e gerçek babasının kim olduğunu söyler ve bir daha asla birlikte olamayacaklarını söyler. Demir de tüm gerçekleri Nisa’yla birlikte öğrenmiştir. Evlatlık olduğu için Demir’in yerinde aslında Nisa olmalıydı; çalınan çocukluk Nisa’nın çocukluğuydu. Demir, bütün bu gerçekleri öğrendikten sonra Mustafa’nın, yani kardeşinin yanına gider. Bu kitap diğer kitaba göre biraz daha hüzünlüydü. Bolca gerçekleri öğrenme teması üzerine kuruluydu. Biraz daha eğlenceli olmasını beklerdim ama buna da ihtiyaçları vardı belki de.
Kutup Yıldızı 5 - Güz FırtınasıMehtap Fırat · Ephesus Yayınları · 2023231 okunma
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 22:38
Herkese merhabaa! :) #UmutSerisi’nin tam beş yıldır beklediğim beşinci kitabı Güz Gözleri ile geldim bugün… Serinin ikinci kitabı Asi ve Mavi Günnur’unun öyle bir kız kardeşi vardı ki… Zavallı Günnur’un tüm hayatını altüst etmiş, bunu yaparken kendi hayatını daha da beter hâle getirmişti. Aradan yıllar geçiyor ve bu kitapta o kız kardeşin, yani Selnur’un bambaşka bir yüzüyle karşılaşıyoruz. Geçmişte yaptığı her şeyden hâlâ büyük bir pişmanlık duyarak kendini suçlamaya devam eden, hayatın sillesini yemiş ve çektiği acılarla olgunlaşmış; Rabb’ine yönelip tüm hatalarına bedel olacağını düşünerek yalnızlığı seçmiş bir kadındır o artık. Tek gayesi ise eğitim verdiği öğrencilerinin kendisi gibi büyük hatalara düşmelerine engel olmaktır. Onları korumak için başı sürekli belaya girse de, sık sık nezarethaneye düşse de bu gayesinden vazgeçmez. Mehmet komiser ise sürekli nezarethaneye düşen, kafasının dikine giden ve kimseye eyvallahı olmayan bu genç kadın için endişe duymadan edemiyordur. Bir yanı onunla evlenip onu tüm pisliklerden korumayı deli gibi isterken diğer yanı yıllar önce ölen karısına karşı büyük bir suçluluk hissediyordur. Fakat, Selnur’un geçmişinden çıkagelen kirli yüzler işin içine girince daha fazla dayanmaz ve onu evliliğe ikna eder. Suçluluk hissini bastırmak için ise kendine ve genç kadına bunun yalnızca bir mantık evliliği olduğunu söyler. Selnur’a olan hislerini kabullenmeye hazır olduğundaysa hiç beklemediği bir şey olur ve öldü sandığı eski karısı geri döner. Selnur’un kendini sürekli suçlu hissetmesi, toplum baskısı, o çirkin yaftalamalar ve en çok da Mehmet’in deli eden dengesiz ve hadsiz tavırlarıyla, kitabın yaklaşık ilk yüz sayfası fazlasıyla sinir bozucuydu. Yazarı bilmesem, güvenmesem o dakikada okumayı bırakırdım. Ama iyi ki yazara güvenmeyi
1000Kitap
Güz GözleriŞeyma Demir · Dokuz Yayınları · 202584 okunma
Külden Reverans
7/10
·432 syf.··
2026 17. kitabı
Selamlar Dostlarım, Zirve Ötesi serisinin son kitabı olan Külden Reverans'ta bu sefer balerin olan Güz'ün hikâyesini okuyoruz. Güz'ün en yakın arkadaşları ve abisi, spor kariyerleri ve müsabakaları için yurt dışındadır. Üstelik hepsinin bir ilişkisi vardır. Güz'ümüz ise Türkiye'de kalmış, balerin hayatına devam ederken aşk kitapları okuyup "Böyle aşklar yok, azıcık gerçekçi yazın kardeşim!" dediği bir dönemden geçmektedir. Tam da bu sıralarda Güz'ün annesi maddi olarak zor günler geçirmektedir. Güz de hem yalnızlıktan sıkıldığı hem de daha çok annesine destek olmak istediği için okul, bale hayatı derken bir de iş hayatına girer. Bu konuda hiç pişman olmadığını hissediyorum. :) Ben kitabı okudum ve beğendim. Serinin ilk kitabında karakterleri biraz daha tanıdığımız, spor hayatının daha ön planda olduğu ve daha yavaş gelişen bir aşk hikâyesi varken; serinin son kitabı çok daha duygusal bir atmosfere sahip. Karakterimizin ailesi gibi gördüğü arkadaşlarına duyduğu özlem, onu terk eden babasının geri dönmesiyle çocukluk travmalarının tetiklenmesi gibi durumlar kitabı daha da duygusal hâle getirmiş. Seriyi genel olarak çok sevdim. Kitapları kıyaslarken amacım kötü bir eleştiri yapmak değil. Zaten birinci kitaba çok benzese bunun pek bir anlamı olmazdı. Sadece seride her kitabın farklı bir dönemi ve ağır basan farklı duyguları olduğunu söylemek istedim ama yine de birinci kitabın yeri bende ayrı. Buradaki karakterleri yolda görsem, kendi arkadaşlarım gibi oturup konuşurum. Umarım siz de okur ve beğenirsiniz.
Aşk
Külden ReveransAdora Yağmur · İndigo Kitap · 2025310 okunma
Gözlerinde Turnalar Göçen Bir Kadının Sessiz Güz Eğrisi
10/10
·544 syf.··
2026 250. kitabı
Bir genç kızın hatıra defterinin yaprakları arasından sızan hüzün, aslında koca bir imparatorluğun batış vaktine sabitlemiştir gözlerini. Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu’nda sadece Feride’nin Anadolu yollarındaki adımlarını saymaz; o adımların değdiği toprağın, tozun ve insanın da röntgenini çeker. Kitap, ilk sayfasından son sayfasına kadar, ne bütünüyle bir neşe barındırır ne de insanı boğan bir karanlık. O, tam anlamıyla "hüzünle yıkanmış bir neşenin" romanıdır. ​Feride, hırçınlığı, ele avuca sığmazlığı ve her şeyden öte o gururlu çocuk kalbiyle İstanbul’un korunaklı köşklerinden çıkıp Anadolu’nun ücra, unutulmuş, sapa köylerine doğru bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk, sadece Kamran’ın ihanetinden kaçış değil, bir ruhun kendi küllerinden yeniden doğuşunun hikâyesidir. O saraylı, Notre Dame de Sion tedrisatından geçmiş "Çalıkuşu", Zeyniler köyünün tezek kokulu, çıplak ayaklı çocuklarına muallime olduğunda, edebiyatımızda ilk defa Anadolu, romantik bir dekor olmaktan çıkıp bütün çıplaklığı, sefaleti ve insan sıcaklığıyla gerçeğe dönüşür. ​Romanın manası, işte bu tezatların çarpışmasında gizlidir. Bir yara, insanı ne kadar uzağa fırlatabilirse, Feride de o kadar uzağa gider. Gittiği her yerde taşranın dedikodusu, cehaleti, bürokrasinin hantallığı ve harp sonrasının o ağır hüznü üzerine çöker. Fakat o, her kırgınlığın ardından saçlarını dikleştirip gülümsemeyi başaran o mucizevi iradedir. Munise ile kurduğu o hüzünlü ve kısa ömürlü bağ, Feride’nin içindeki annelik ve şefkat duygusunun en lirik, en can yakıcı dışavurumudur. Munise’nin ölümü, romandaki o ince sızıyı koyu bir mateme dönüştürür; o küçük mezar, Feride’nin çocukluğunun da gömüldüğü yerdir aslında. ​Reşat Nuri’nin üslubu, dildeki o duru Türkçe, sanki bir nehir gibi akar. Ağdalı kelimelerin arkasına saklanmayan,
Duygu ve Düşünce
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,3bin okunma