Selam fellowhip ve diğerleri! Bu gün bir yolun başlangıcını anlatacağım sizlere.
"Ben uyumaktan, savaşmaktan, yaşamaktan yeni yollar bulmaya çalışmaktan ya da kendimi bir sonraki ana taşımaktan vazgeçmem. Yürümekten vazgeçmem. Ben vazgeçmem."
Her şeyden önce şunu söylemem gerekiyor:
Bu kitabı bitirdiğimde yapmak istediğim ilk şey, yazarına kocaman sarılıp “Başardın” demekti. Ardından da ona bağ kurmayı öğreten, bu metnin arkasındaki insanları tek tek teşekkürle anmak… Çünkü bu kitap, yalnızca iyi yazılmış bir final değil; iyi yetişmiş bir duygunun ürünü.
Yolun Son Şarkısı, Gümüş Yürek serisinin üçüncü ve son kitabı. Ama benim için bir serinin bitişinden çok daha fazlası. Bu seri, lise yıllarımda en yakın arkadaşımla birlikte büyüttüğüm, her yeni kitabını heyecanla beklediğim, sayfalarını birlikte çevirdiğim bir yolculuktu. Teneffüslerde sınıflarımızın önünde koşa koşa buluşup “o bölümleri” birlikte okumaya çalıştığımız anları unutamam. O his bir daha yaşanır mı bilmiyorum. Muhtemelen hayır. O yüzden bu kitabın bende yeri zaten çok ayrıydı.
Bu kitapta yazarın en sevdiğim yönlerinden biri, önceki kitaplarda yaşanan hiçbir şeyi unutmamasıydı. En küçük detaylar, en ufak karakterler, geçmişte atılmış küçücük adımlar bile burada anlamını buluyordu. Bu, başıboş yazılmamış; ne yaptığını bilen bir kalemin göstergesi. Serinin tamamına yayılan hançer sembolizmi de bunun en güzel örneklerinden biri. Üç kitap boyunca karşımıza çıkan üç hançer, Eira’nın yolculuğunu ve dönüşümünü sessizce takip ediyor. Göze sokulmadan, açıklanmadan, ama orada olduğunu hissettirerek.
Eira’ya bu kitapta gerçekten hayran kaldım. İkinci kitapta sorguladığım, yer yer eksik hissettiğim şeylerin büyük bir kısmı burada karşılığını buldu. Eira’nın karakter gelişimi yalnızca “güçlenmek” değildi;