Görkem Yanaz

12.ev ve 1.ev aynı burç ..
On ikinci ev önceki yaşam evi ve aynı zamanda rüyalar evi olduğundan kişinin geçmiş yaşamından belli güçlü deneyimlerle temasta olması mümkündür. Kişinin on ikinci evine baktığımızda birinci ev ile aynı burçta başladığını görüyoruz. Bu, şimdiki ile önceki enkarnasyonların birbirine bağlı olduğunun bir işareti yani bir burcun derslerinin tam olarak öğrenilmediğini ve sınavın iki bölümden oluştuğunu gösteriyor. Dolayısıyla geçmiş yaşam şimdikine bir şekilde "açık"durumdadır ve bazı olaylar kendini tekrarlayabilir ve bazı hatıralar yeniden yaşanabilir.
Sayfa 54 - 12.evdeki gezegenler·Kitabı okudu
Reklam
“ yeniden .. “
Usulca yaklaşan görünmez yaşlı bir harf torbasından düşüyordu aşkın yarası kapanmış kalp yatağına; çok eski söz yumakları... Güzelliğinde gizlenmiş gözlerinden Uyandırdım dinlenmiş gözlerimi Ve düşlerimin içine kattım Saçlarından sarkan özleyişi Sensizliğin yollarını toza dumana buladım Ve hasretin bittiġi yerde Hayata yeniden başladım...
Sayfa 310 - Beyaz balina·Kitabı okudu
Edebiyat
Spiral bir bağın kalın ipliklerinden boşanmış güçlü ve tatlı bir kendinden geçişi yaratan ilahi süzülüş, karanlık kılıklı ve soğuk bakışlı bütün cinayetlerin sorumlusu olan hain yezidi büyük bir ses kalkanıyla karşılıyordu savaşın son bulacağı yerde. Giz... Giz... Giz... Her şeyi kuşatan giz... Döküyordu artık solgun ve kırık zaman resimlerinin durduğu soyulmuş dünyaya, kalpler bahçesinde ölümsüz çiçekler yaratan düş şekerlerini..
Sayfa 308 - beyaz balina yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Yaklaştı keşiş Orkide Prensės'e. Kendisinin uçan küçük bir müzik kutusunun içinde başka bir zamandan geldiğini ve melodilerin büyücüsü olduğunu söyledi. Tanrı'nın görevlendirdiği biri olduğunu da ekledi. Düşlerle şarkıları seviştiren ve insanları taşıdığı ruhla seviştirip ölümsüzleştiren biriydi o. Sürdürdü konuşmasıni: "Aşkların deniz kokulu yellerinin taşıyıcısıyım ben. Notaların isimsiz kahramanı. Büyüleyen ve âşık eyleyen. Gün doğumlarının balatları benim ellerimden şekillenir. Gün batımlarının şiirleriyse benim dudaklarimdan çiçeklenir. Şimdi beni bekleyen yazgıya doğru ayak süreceğim yapayalnız. Ardımda ulaşamadığım esrarengiz, büyülü bir aşk ve âşık bırakarak. Sev- giler sunağıma șu muhteşem bahçenizden bir çiçek bırakırsanız eğer beni fazlasıyla mutlu etmiş olursu- nuz. Ve inanıyorum ki, o çiçek yalnızlığımı ömrüm boyunca benimle paylaşacak olan o âşıktan başkası olmayacaktır." Orkide Prenses kusursuz bedeninden bir yaprak çiçek kopardı ve keşişe uzattı. Bunu yaparken ağlıyordu. Keşiş teşekkür etti kendisine ve ak tenine són bir dokunuşla elveda diyerek uzaklaştı yanından. O da bunu yaparken ağlıyordu. Güneş ve ay... En dokunulmaz ve en bilinmez aşklar adına sonsuzluğun yaşamla özdeşleşmiş olan merdivenlerinden çıkmayı sürdürüyorlardı her sevişmenin ardından terleyen bedenlerini çıkartıp yepyeni uykulara yatırarak. Aşk masallarının sürgitleşen mavi oyunları gibi, öncesiz ve sonrasız.
Sayfa 309 - aşkların denız kokulu yellerinin taşıyıcısı o “Düşlerin Ressamı”·Kitabı okudu
Edebiyat
“.. bir yok oluş...!’
Spiral bir bağın kalın ipliklerinden boşanmış güçlü ve tatlı bir kendinden geçişi yaratan ilahi süzülüş, karanlık kılıklı ve soğuk bakışlı bütün cinayetlerin sorumlusu olan hain yezidi büyük bir ses kalkanıyla karşılıyordu savaşın son bulacağı yerde. Giz... Giz... Giz. Her şeyi kuşatan giz. Döküyordu artık solgun ve kırık zaman resimlerinin durduğu soyulmuş dünyaya, kalpler bahçesinde ölümsüz çiçekler yaratan düş şekerlerini. Gizemli bir sarılişla kuşatilıyordu havanın soğuk bakışlı donuk gözleri. Sarayın küçük çiçek bahçesinin kuytu yerinde hoş ve büyülü bir melodi duyulmaya başladı. Yayıldı, yayıldı. Her yayılışında yer ve gök karanlığa karşı bembeyaz bir ışık saçmaya ve onu uzayın mağaralarına doğru sürüklemeye başlamıştı. Çirkin ve kötü yüzün kara rengi direnemiyordu bu ışıyan büyü karşısında. Melodinin sarmalayan gücü, küçük müzik kutusunun yaldızlı kapısından sızan şarkıyla ve ellerinde hepsi birbirinden farklı enstrümanları çalan Portakal kokulu keşişin büyülü sesiyle karışarak karanlığı boğup yuttu. Geriye yalnızca küçücük bir nokta kalmışti gökyüzünün kör bedenine yol alan. Mavinin gizsel havasında ayrışan gün ışığı, çiçekler ülkesinin bu küçük bahçesini yeniden uyandırmıştı. Donup kalan ve savunmasız bir yok oluşa kurban edilen herkes kıpırdamaya başlamış, âşıklar aşk oyunlarina kaldıkları yerden katılmışlardı. Saray halkı mutluydu ve dans ediyorlardı yine, hiçbir şey olmamış gibi. Çiçekler eski görünümlerindeydiler ve kokular bırakıyorlardı yeriere. Ne olduğundan' küçük ne de olduğundan büyük, yalnızca olmaları gereken büyüklükteydiler.
Sayfa 308·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam