Kitapla ilgili spoiler içerebilir ona göre okuyun lütfen.
Uzun süredir bu kitabı okumayı istiyordum çünkü internette herkes okurken hüngür hüngür ağladığını söylüyordu. Videoları falan da gördüm dedim bu beni ağlatır kesin, zaten çok kolay ağlayan bir insanım. Ama tek bir gözyaşı dökmedim. Kitap üzücü olmaktan çok şok ediciydi. Kitap ilerledikçe daha ne olabilir diyerek okudum resmen.
Çok fazla tetikleyici öge vardı. Kendini kesme, intihar, tecavüz... Eğer bu tarz şeylerle ilgili bir geçmişiniz varsa çok etkileyebilir hatta kitabı bırakmanıza bile sebep olabilir. Benim uzun sürede okuma sebeplerimden biri de buydu. Defalarca bırakıp birkaç gün elime alamadım. Çünkü kendine zarar verme sahneleri aşırı detaylıydı aşırı rahatsız oldum sanki beni kesiyorlarmış gibi hissettim resmen. Sonları da çok hızlı bitti 700 sayfa yazmışsın sonunu da uzatarak yazsa bir şey fark etmezdi yani. Sürekli Jude iyileşir, kendine zarar vermeyi bırakır diye umut ettim ama 50'sine geldiğinde bile düzelmedi. Sonra da malum zaten.
Kısaca şöyle söyleyeyim, okunur ama biri öneri istediğinde önereceğim bir kitap değil.
"Gitmem gerekiyor, vakitsiz gelmişim.
Topuklarım ağrıyor, biraz dinleneyim gitmem gerekiyor.
Bunun'çin kimseyi suçlayamam oldum olası böyleyim.
Geldiğimde çok güzeldin bana, güzelliğin bozulmadan gitmem gerekiyor."
Henü amatör de olsam küçüklüğümden beri şiir yazmaya çalışan biriyim. Buna rağmen şiir kitaplarını baştan sona okumuşluğum yoktur, genelde belli şiirleri bilirim. Geçenlerde bunu değiştirmek istediğime karar verdim. Sahaflar Çarşısı'na uğradığımda sahaf abiden Didem Madak tarzında yazan şairler önermesini istedim. İlk önce Birhan Keskin'in kitaplarını çıkardı bana. Fakir Kene'yi açtığımda Kargo başlığını okudum ilk. Kitabı almaya ise şu cümleleri okuduğumda karar verdim:
"Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.
Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse sen osun."
Sadece bir kitabını okumuş oldum Birhan Keskin'in, buna rağmen kalemine aşık olduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Her şiiri en az bir kez sesli okudum. Şairi gerek anlamaya çalıştım, kendimi onun yerine koydum, ona hak verdim. Kadınlarla ilgili sıkıntıları ve toplumdaki zehirli olayları korkusuzca yansıtması da beni çok etkiledi.
Çok beğendim ve mutlaka Birhan Keskin okumaya devam edeceğim.
Fakir KeneBirhan Keskin · Metis Yayıncılık · 20245bin okunma
Çıktığı günden beri okumak için sabırsızlandığım ancak bir türlü fırsat bulup satın alamadığım bu kitaba, arkadaşımla kitapçıları gezmeye gittiğimizde rastladım. Görür görmez kaptım tabii ki. Yaklaşık yarım saat önce bitirdim ve hevesle okuduğum bu kitabı kendi çapımda incelemeden geçmek istemedim.
Kitabımız on yedi tane hikaye ve üç tane böcek incelemesinden oluşuyor. Gerçekten kitabın adında geçtiği gibi tuhaf şeylere dair her biri.
Her bir hikayeyi çok beğendim. Bazılarının sonu beklenmedikti, bazılarınınki ise ucu açık bitti. En sevdiğim hikayeler "Otei'nin Öyküsü, Ayna ve Çan, Mezara Giden Sır" oldu.
Böcek İncelemeleri kısmına değinecek olursam, hikayeler kadar etkilemedi beni yalan yok. Yine de kelebekler, sivrisinekler ve karıncalar hakkında bir şeyler öğrendiğim için güzeldi.
Tavsiye edeceğim bir kitap kesinlikle. Zaten İthaki'nin Japon Klasikleri'ni çok severek okuyorum. Bizi böyle güzel eserlerle tanıştırdıkları için minnettar olduğumu söylemeden geçemeyeceğim.
Kitabımız birbirinden güzel sekiz gizemli öyküden oluşuyor. Her birini okumak çok zevkliydi, yavaş yavaş ve eğlenerek okudum. Yazarın detaylara verdiği önem çok hoşuma gitti, her seferinde beni şaşırtmayı başardı diyebilirim. En çok sevdiğim hikayeler "Ginza Hayaleti, Cenaze Lokomotifi ve Üç Akıl Hastası" oldu.
Gerçekten severek okuduğum çok zevkli bir kitaptı. Öyküler ince düşünülmüş şekilde yazılmıştı detaylara bayıldım. En sevdiğim öyküler sırasıyla "O-sei Sahnede, Parmaklar ve Kırmızı Oda" oldu.