"Derin öfke sorunları gün yüzüne çıkıp senin sevgi hislerini gölgede bırakabilir. Aşk belki de hala oradadır, sadece görünürlüğü engellenmiştir. Bu çok sık olur. İnsanlar aşkın öldüğünü düşünürler. Aslına bakarsan, öfke bazı şeylerin hala hayatta olduğunun işaretidir bence."
Birini size karşı saplantılı hale getirmek oldukça kolaydır. Kişinin benlik algısını beslemeniz yeter. Böylelikle insan, herhangi birini kolayca kendi çıkarı için kullanabilir. İpucu, davranışçı yaklaşımların en temel ilkelerinden birinde yatıyor: pekiştirme. Öngörülebilir ve sabit zamanlı pekiştirmeler olabilir bunlar.
Güç sorunları olan erkekler, genellikle her iki yönde de güç dengesizlikleri yaratır. Hem kendi algılarına göre düşük konumdaki kadınlardan hem de yüksek konumdakilerden etkilenmeleri olasıdır.
Pek çok insan, ilişkilerini, aşık olma ihtiyacı ile aşık olma korkusu arasındaki bir dengede yaşar. Aslında hiç kimse gerçekten aşktan korkmaz. Aşk harika bir şeydir. Asıl sorun, aşkı kaybetme korkusudur. Bu yüzden, güvende hissetmemizi sağlamaları için başkalarına fazlasıyla sorumluluk yükleriz. İşin aslı şu ki, kimse duygusal güvenliği ve sadakati garanti edemez ya da hissettiğimiz güvensizliğin yok olmasını sağlayamaz.
Sonuçta, korkuları denetim altında tutmak içsel bir yükümlülüktür.