“Neden yüreğimi dinlemek zorundayım?”
“Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek.
“Yüreğim acı çekmekten korkuyor,” dedi bir gece Simyacı’ya, aysız gökyüzüne bakarlarken.
“Yüreğine, acı korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle.”
Bu armağan verildi şimdi bana, bu armağan sensin. İşte bu yüzden hiçbir şeyden korkmuyorum, çünkü seni bana bu işaretler getirdiler. Ben senin düşlerinin ve Kişisel Menkıbe’nin bir parçasıyım. Ben senin Menkıbe’nin bir parçasıysam bir gün geri döneceksin.
Ben ne geçmişte, ne de gelevekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen mutlu olursun. Çünkü hayat, yaşamakta olduğumuz andan ibarettir ve sadece budur.
Oysa şimdi güneş batarken bir başka ülkede bulunuyordu, dillerini bile anlamadığı insanların yaşadığı bir yabancı ülkede bir yabancıydı o. Kendisine ait hiçbir şeyi yoktu.