Hilm

Peygamber Efendimiz (sav) buyurmuş ki; "Yasin suresini ölülerinize okuyun" (Ebu Davud, Cenaiz 2) Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki; "Her şeyin bir kalbi vardır. Kur' an' ın kalbi ise Yasin suresidir." (Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 7, 2889) İslam âlimleri Efendimiz' in bu tavsiyesini iki bağlamda anlamışlar. Bir kısım âlimler bu hadisi, "Vefat etmek üzere olan, ruhu çekilmeye başlanmış, artık 'maraz-ı mevt' dediğimiz ölüm hastalığına girmiş bir kişiye Yasin suresini okuyun," şeklinde anlamış ve başka hadisleri de beraber değerlendirerek, "Okunduğunda ondan ölüm ıstırabı hafifletilir." şeklinde yorumlamışlardır. Ruhun kabz edilmesi sırasında, ruhun yaşadığı travmalar vardır, acılar vardır.(Naziat 1) "Yemin olsun batmak üzere yükselenlere." ifadesi için müfessirlerimiz derler ki; "Dikenlerin içerisinden, bir ipeği söküp çıkartır gibi çekip kabzedenlere and olsun ki ... " "Boğarcasına söküp çıkartanlara and olsun ki ... " Bunlar kafirlerin, günahkarların ruhlarını almak için gönderilen meleklerdir. Kabz-ı ervah esnasında ruh-beden bütünlüğünün bozulmasının insan üzerinde birtakım acıları olur. Efendimiz'in tavsiyesi, ruhun kabzedilmesi esnasında Yasin suresi okumanın ruh üzerinde bir takım teskin edici, sakinleştirici etkisinin olduğu şeklinde anlaşılmış ve ümmet bu tavsiyeyi prensip edinmiştir. Bazı İslam ilimleri de "Ölülerinize okuyun," dedi. "ölüm esnasında, ölmek üzere olan hastalarınıza okuyun," demedi diye anlamışlardır. Biz ölülerimize bu sureyi okuduğumuz zaman, umulur ki Allah (cc) onların azaplarını hafifletir. İslam ulemamızın ve ümmet-i Muhammed'in hüsn-ü kabul ile benimsediği bu hadisler, İslam tarihinde bir tatbikatın mümessili, teşvik edici unsuru olmuştur. Bu mevzu açıldığı zaman hemen;
Reklam
İmam Şafii Hazretleri' nin Asr suresiyle ilgili bir izahı vardır; "İnsanlar ziyandadır; iman edip salih amel işleyenler müstesna." İman edip salih amel işledin; bu sadece gemiyi kurtarmaktır. Gemiyi kurtaran kaptan oldun. Ayetin devamında diyor ki; "Birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler başkadır." (Asr 3) Kendini kurtarman yetmez; ötekini de kurtaracaksın ... Eğrilen kardeşini de doğrultacaksın; evladını doğrultacaksın; eşini, dostunu, çoluğunu çocuğunu doğrultacaksın. Görevin sadece salih olmak değil, ıslah etmek. Buradan şöyle bir yorum çıkıyor; mutlu olmak, sadece psikolojik bir olgu değil, aynı zamanda sosyolojik bir olgudur. Yani sadece iman ettin, salih amel işledin, nokta. Güzel ama bu izole bir faaliyettir. İşin, vazifen burada bitmiyor ki senin. Eğer böyle düşünürsen mutluluk yarım kalır.
Yasin suresi, Kur'an'ın kalbidir Fatiha için Efendimiz (sav); "Kur' an' ın iliği" demiştir. İlik nerededir? Kemiğin içinde. Ulaşması biraz zordur; etten daha besleyici olduğunu bugün söylüyorlar. İçerisindeki kalojenin pek çok hastalığı tedavi edici boyutu var; bunun yanında etten daha lezzetlidir ilik. Bu nedenle Fatihayı "ilik" diye isimlendirdi Efendimiz. Günde 5 vakitte 40 defa manevi tedavidir bu sure. Yasin suresini de "kalp" diye isimlendirdi. Tevhit, ahiret ve nübüvvet konusunda Yasin suresi bir özettir; bütün Kur' an' ın özetidir. Bu surede tevhit mücadelesi vardır.
"Her şeyin egemenliği kendi elinde olan Allah bütün eksikliklerden uzaktır ve hepiniz sonunda O'na döndürüleceksiniz." (Yasin 83) Aklınıza gelen bütün eksiklikleri düşünün. Kemali ifade etmeyen bütün yetersizlikleri düşünün; Allah (cc) aklınıza gelen her türlü eksikliklerden münezzehtir. Çünkü yerin ve göğün egemenliği, görünen ve görünmeyen boyutlarıyla birlikte Allah' a aittir. "Ve siz O' na döndürüleceksiniz." Ne varsa akla gelen gökteki Güneş, gezegenler, yeryüzünde hareket eden bir karınca, taş, toprak ... Ne geliyorsa aklına, her şeyin yönetimi, mülkü, gücü, kudreti Allah' ın elindedir ve "Ey insanlar, siz O' na döndürüleceksiniz." Böyle diyor son ayet. Bu öyle bir mefkuredir ki, her an Allah' a dönmekte isek o zaman bütün nimetler geçici. Bütün sefalar, bütün hoş vakitler geçici ... Biz Allah' a dönüyoruz. Bütün acılar geçecek, bütün sıkıntılar bitecek, Allah'a dönüyoruz. Asıl hedef, asıl gündem, asıl maksat Allah; Biz dembedem O' na dönüyoruz. Biz Allah' a dönüyoruz; geçen her an bizi O' na götürüyor. İnsanın bu dünyadaki hali, havaya atılmış bir taştan farklı değil. Havaya atılan taş eninde sonunda yere düşmeye nasıl mahkum ve mecbursa, her doğan Allah' a doğru gitmeye, yol almaya mecburdur. Onun için Allah (cc) İnşikak suresinde şöyle der; "Ey İnsan! Sen Rabbine doğru büyük bir çaba içindesin; sonunda kuşkusuz O' na kavuşacaksın da." (lnşikak G) İstesen de istemesen de sen Rabbine doğru yol almaktasın. Bu idrak insana zaman bilinci verir; varoluş bilinci, etrafını yepyeni bir perspektiften değerlendirme hususunda bir iç motivasyon sağlar. Eğrileri, doğruları yeniden hizalama, hesaplama imkanı verir. Allah' a dönüyoruz. Bu şu demektir; biz
Allah Resulü' nün sünneti, İslami düşüncenin ve Kur' ani mefkurenin kişiden kişiye değişen soyut bir eylem olmasının önüne geçmiş, Kur'an'ın hakikatleri sünnet ile ete kemiğe bürünmüştür. Bu çok mühimdir. Bunu gören İslam düşmanlarının türlü türlü yollarla sünneti alaşağı etmek istemelerinin en önemli amili budur.
Reklam