"Akışta olmak", "farkındalık", "bilişsel", "algı operasyonu", "koru- naklı alan", "günün sonunda", "büyük resim", "anda kalmak", "sözün bittiği yer", "diye düşünüyorum", "oyunda kalmak” gibi tuhaf, her yere uyan ama hiçbir şey anlatmayan yığınla ifade beni bunaltıyordu.
Kutu kutu pense oyununun tekerlemesinin, Fransızca "écoute ecoutez pensez"ten ses benzeşmesiyle uydurulduğunu öğrendim. Özgün sözler "dinle, dinle, düşün" anlamına gelirmiş.
Taş devrinden bu yana, ilk kez bir kuşak sokaklarda oyun oynamıyor. Bu ne demek biliyor musun? Bu çocuklar akranlarının mızıkçılığına nasıl tepki vereceğini öğrenemiyor, itiraz edemiyor, mızıkçılık yapamıyor; bilgisayarda gördükleri 'game over' buyruğu acımasız, katı sınırlar çiziyor ve onlar da geri çekiliyor. Büyüdükleri zaman 'game over' diyen herkese, her otoriteye boyun eğecekler. Oyunun ne zaman başlayacağını, nasıl biteceğini, kurallarını iktidar belirleyecek ya da bunları belirleyenler iktidarını kurabilecek.