Büyüdüğümüzde başka yasalar, düzenler altında yaşamaya başladığımız zaman, çocukluğumuzun o gölgeli, büyülü, dondurucu, yıkıcı bahçesinden ne kalır? Oraya yeniden dönüp de, o küçük kara taşlı duvarlar dışında bir çeşit umutsuzlukla dolaştığımız ve bir zamanlar bize sınırsızmış gibi görünen bu daracık yere nasıl bu kadar büyük bir ülke sığdırdığımıza şaştığımız zaman ne öğrenmiş oluyoruz? Bu engin ülkeye artık bir daha ayak basamayacağımızı, bahçeye değil de asıl oyuna karışmak gerektiğini anlamaktan başka ne öğreniyoruz?