Ama yalan değil, edebiyat duygulandırıyor onu. Profesörlerden biri “büyük sanat eserleriyle ilişkiye girmenin verdiği keyif” diyor buna. Böyle söyleyince neredeyse cinsel bir şey gibi geliyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Basit fikirlere varamayan ve onları etkili bir şekilde ifade edemeyen Connell, başta diğer öğrencilerin yanında aşağılık duygusuna kapılıp ezilmişti; sanki yanlışlıkla kendisini katbekat aşan bir entelektüel seviyede bulduğunu, bu yüzden en basit konuları anlamakta bile yoğun çaba harcadığını düşünmüştü. Sonraları dersteki tartışmaların niçin bu kadar soyut olduğunu ve metinden örnekler içermediğini merak etmeye başlamış, insanların çoğunun verilen okumaları yapmadığını fark etmişti. Bu insanlar her gün üniversiteye geliyor, okumadıkları kitaplar hakkında hararetli tartışmalara giriyorlardı… Fikir sahibi olmak, bu fikirleri güvenle ifade etmek onlar için kolay. Bilgisiz ya da küstah görünmekten korkmuyorlar. Aptal değilseler de kendisinden çok da akıllı sayılmazlar.
Connel tek başına partiye gitmenin kendisine kötü geleceğini biliyordu… Şimdi kalabalık bir odanın ortasında tek başına, ceketini çıkarsa mı çıkarmasa mı bilemeden duruyor. Bu şekilde yalnız durmak resmen ayıp geliyor ona. Herkesin varlığından rahatsızlık duyduğunu, gözünü dikmemeye çalıştığını hissediyor.
Marianne buraya ait olmak, sokakta yürürken insanları selamlamak ve gülümsemek nasıl olurdu merak ediyor. Hayatın burada, bu yerde yaşandığını, çok uzaklarda bir yerde sürmediğini hissetmek.