"İslâmî hayat, beşer hayatının muayyen bir devresini teşkil eder; müslümanlar da kendilerine ait bir zaman ve mekâna sahip bir cemaattir. İslâm ise zaman ve mekânla mahdut olmayan kevnî ve beşerî bir risalettir. Dolayısıyla, İslâm tarihini, insanlık tarihinden ayrı düşünmek mümkün değildir."
"İslâm, kâmil bir hayat tasavvuru, kâmil bir hayat sistemidir. Sonra İslâm, buluşçu bir harekettir. İslâm, doğruyu ve yanlışı, zayıflık ve kuvveti, noksanlık ve mükemmelliği aynı anda içinde barındıran vakıa ile ilgilenmediği gibi, vakıalardan soyutlanmış, hayal ve vehimler içerisinde olan hayalî bir tasavvurla da ilgilenmez."
"Nasihat ve öğüt veren hutbeler, İslâm tasavvurundan kaynaklanan edebiyat veya fenlerin aracı olmadığı için sanatsal bir iş değil, ibtidâî bir araçtır."
"İslâm aleminin helaki takdir edilmiş olsaydı, elbette bugüne kadar çoktan helak olurdu. Bunun yanı sıra mücadelesinde kendisine rehberlik eden akîdesi de ölmeyecektir, çünkü bu akîde kaynağını Allah'ın ruhundan almaktadır; Allah ise diri ve ölümsüzdür."