[ Allah'ın Adamları: Meczup , Meclup ve Mecnunların hikayesi.]
__________
Meydanda bir cümbüş.
Ayı oynatan gelmişti.
Başında kasketi, kirden ve ütüden parlamış çizgili yeleği, kolları çemirlenmiş yırtık gömleği, eprimiş beyaz yazlık ayakkabısıyla çingene oynatıcı... Defi sol eliyle tutuyor. Koluna değneği sıkıştırmış. Zavallı boz ayı ayakta. Kalınca bir zincir halata bağlı. Alnından, yanaklarından ve burnunun ortasından simsiyah geçirilmiş yine zincir bir halat, ana zincire bağlanmış. Burnunda kocaman bir demir halka, halatın bir halkasına eklenmiş. Defin eşlik ettiği oyun havası çalınca oynuyor. Çevresinde çocuklar, mahalleliler deli gibi gülüyor.
Oyun bitince adam: “Hadee bakalım, şimdi de kocakarlar hamamda nasıl bayılırmış...”
Ayı ilkin oturuyor, ardından geriye doğru kaykılarak yığılıveriyor.”
Seyirciler çılgınca alkışlıyor.
“Bir daha...”
Ayı toparlanıyor, tekrarlıyor.
Herkes gülüyor.
Gösteri bitince kasketi çıkarıp para topluyor.
Bana gelmeden ayrılıyorum.
Ayı aklımdan bir türlü çıkmıyor.
Babam, dükkânın önünü suluyor.
“N’oldu?”
“Yok bi’ şey.”
“Oğlum n’oldu?”
Kaçış yok.
“Ayı oynatan gelmişti...”
“Eee?”
“Ayıya üzüldüm işte...”