Elif

Elif
@hafiz_bir_okur
"Sıkıntı yapmayın, anlaşılmayan ruhlara deli demek adettir." - Peyami Safa
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aşk kimini yaşatır kimini öldürür
Puan vermedi·68 syf.·
2026 24. kitabı
Evet, sevgili okurlar. İçimi yakan beni derinlerde bir yerde etkileyip sarsan bu kitabı sizlere önermekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Bir insanın hayatını nasıl da güzelleştiriyor gibi gözükse de içten içe nasıl da yiyip bitirdiğini, güzelliğin içinde saklı bir kâbus olduğunu görüyoruz. Yıllar evvel daha ortaokul ya da lise başları falan… Bir okur olmaya, daha yeni harçlığımı kitap almaya harcadığım ve zamanımı kitap okuyarak değerlendirdiğim evreye başlamıştım. Çok meşhur olması sebebiyle de bu kitabı almıştım ve okumaya başlamıştım. Ancak o zamanlar pek hitap etmemişti bana. Kadının yaşadığı o görünmezlik hissi mi ağır gelmişti, adamın kadın o kadar çabalarken hiçbir şey yapmayışı mı bilmiyorum. Her kitabın bir zamanı vardır derler, bilirsiniz. Benim için de doğru zaman bu zamanmış. Bu defa kitabın ne anlatmak istediğini anladım, kadının acısını ama acıyı sevgi başlığı altındaki yorumuyla, kendinden bile geçip hiçbir zaman sevdiği adamdan vazgeçmeyişini… Ama o mektubu bitirdikten sonra, adamın vazonun boş oluşunu fark etmesi yüreğimizin cız etmesine sebep oluyor. Spoiler vermeden daha ne kadar, nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Bu yüzden en iyisinin son bir alıntıyla bitirmek olduğuna karar verdim. "…ölümümle sana hiçbir üzüntü vermiyorum…"
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,3bin okunma
Keşke daha sık böyle kitaplar basılsa…
10/10
·256 syf.·
2026 21. kitabı
Bu kitabın yazarının görüşüne bayılıyorum ve kesinlikle takdir ediyorum. Kadınların günlük hayatta yaşadıkları ve artık normalleştirilmekten dolayı görünmez olan nice olaylara değiniyor mesela, en çok da bu yüzden seviyorum. Neye mi? Mesela kadın cinayetleri! Nasıl oldu da bilmiyorum ama bizler, bu millet kadınların, küçük yaştaki kızların öldürülmesine göz yumacak, yapılan nice saygısızlığa, onur kırıcılığa, bedenlerinde hak sahipliği varmışcasına fütursuz eylemlerde bulunulmasına ve gözlerini kırpmadan canlarını alışlarına karşı hiçbir şey olmamışçasına, sanki birinin annesi, kardeşi, eşi, sevgilisi, kızı ölmemişçesine umursamaz bir tavır takınabilmeyi, can alınmasını normalleştirebilmeyi başardık. Sanırım başarı tabirindeki en rezil örnek… Nüfus artışı için nice propagandalar ve evliliğe teşvikte bulunulurken bir yandan da geleceğin annelerinin canlarına kıyılması, hukukun ve adaletin yetişemeyeceği kadar çoğalması ve ismini duymadığımız daha onlarca belki yüzlercesinin, bir erkeğin düşünmeden canına kastetmesiyle artık var olamayışını, hayallerinin ve hayatının yok edilmesini izliyor, dinliyor ve vicdanımız susmadığından sesimizi çıkarmaya çalışıyoruz. Keşke bu geleceğe yönelik nüfus artışı teşviklerinden önce toplum bilinçlense ve caydırıcı yaptırımlar olsa da bizler de böyle satır başlarında hemcinslerimizin sesi olmaya çalışmasak. Velhasıl, bu konuyu uzatsam daha anlatacak çok paragrafım olur ama bugün kitabımıza değiniyoruz. Gerçi kitabımız da bu konuya değiniyor ya… Anaerkil bir dünyayı okumuştuk önceki kitapta. Bu kitapta ise işler önceki kitaptaki gibi gitmiyor hâliyle, günümüz evrenine dönüyoruz. O anaerkil dünyayı okumak elbette çok güzeldi ancak ataerkil dünya sistemine dönünce okuduğumuz satırlar yüreğimizi titreder bir hâl aldı. Yine de XXXX
Bir Kâbusa UyanmakR. Ayça Kavraz · Artemis Yayınları · 2025513 okunma