Barış Kocamanoğlu

Barış Kocamanoğlu
@hainingiliz
cahil barış
"İçinde ilahi ne varsa yok olmuştu; yaşama gücü, canlılığı kalmamıştı ki dürtsün onu. Ölmüştü. Ruhu ölü gibiydi. Bir hayvandı o, iş hayvanıydı. Ne yemyeşil yaprakların arasından geçerek inen gün ışığının güzelliğini görüyor, ne de kozmik sonsuzluktan bahseden ve sırlarını o yaprakların hışırtılarında açığa vuran mavi gök kubbenin fısıltılarını duyuyordu artık. Hayat dayanılmaz ölçüde sıkıcı ve aptaldı; feci bir tat bırakıyordu ağzında. İçgörüsünün aynasının üzerine simsiyah bir perde inmiş, güneş ışınlarının girmediği karanlık bir hastane odasında yatma hayalinden hoşlanır olmuştu. Aşağıdaki köyde tünediği bar sandalyesinde azıp çoşan, içip içip duygusallaşarak küçük kurtçukların kemirdiği beyniyle ağlak şeyler düşünüp ağlayan, gülünç ve görkemli sarhoşluğuyla pazartesi gününü ve o sabah tekrar başlayacak öldürücü işini unutan Joe'ya gıpta ediyordu."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"İnsanları anlamaya çalışmıyorum artık. Çünkü insanları anlamaya çalışan ya akıl hastası oluyor ya da filozof."
"Genel konular üzerinde düşünen bütün düşünürler, dünyanın en büyük beyinleri, aslında uzmanların çalışmasına dayanır. Harbert Spancer da bunu yapıyor. Binlerce araştırmacının bulgularından genel sonuçlara varıyor. Bütün o çalışmaları kendi yapmaya kalksaydı binlerce hayat yaşaması gerekirdi. Keza Darwin... O da daha önce çiçekçilerin, sığır yetiştiricilerinin öğrenmiş olduğu şeylerden faydalandı."
"Bırakın kanım kaynayarak geçsin ömrüm! İçip hayal şarabını yatayım sarhoş! Görmesin şu çamurdan ruh evini gözüm Tozun içinde devrilmiş bir mabet, bomboş!"
"Dostlarım, her günü aynı şekilde tüketmek geçmişe ihanettir. Bir sonraki günü daha iyi yaşayamıyorsan, daha kötü yaşayacaksın ki dünün bir anlamı olsun."
Sayfa 93·Kitabı okudu