Zekiye Kanat, bir alıntı ekledi.
5 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Belki de bu sayede hayat devam ediyordu. Kimse,neye neden olduğunu önceden bilemediği için... Çünkü her davranışının zaman içindeki bütün sonuçlarına önceden tanıklık eden kişinin ilk tepkisi, büyük ihtimalle, durmak olurdu. Durmak ve durdurmak. Dehşet içinde. Hareket etme korkusundan kalbi durana kadar. Çünkü her hareketin nihai sonucu acıydı ve belki de , insanoğlu bunu bilse,hiç doğmazdı. Belki de daha kötüsü, bütün bunları bilse de doğmaya devam ederdi. Ne de olsa,insandı ve doğası gereği arsızdı.

Az, Hakan Günday (Sayfa 305)Az, Hakan Günday (Sayfa 305)
celal aydın, bir alıntı ekledi.
25 dk.

sonuçta, toplumla lider ilişkisi, aynı kafeste kapalı kalmış bir insanla bir hayvanın durumundan pek farklı değildi.

diktatörlükte kafesin kapısı birden açılır ve içeri aç bir aslan atılırdı. ama demokrasi, insanın ne tür bir hayvanla kafese kapatılacağını seçme özgürlüğüydü. etobur mu? otobur mu? omnivor mu? tek mi gezer? sürü halinde mi avlanır? nesli tükenmekte olan bir tür müdür? evcilleşebilir mi? ve bunlara benzer soruların yanıtları göz önünde bulundurularak bir seçim yapılabiliyordu. tabii yine de ortada bir kafes, bir hayvan ve kilitli bir kapı vardı ama yapacak bir şey yoktu.

dünyanın gerçekleri şimdilik bu düzeydeydi! ayrıca, diktatörlükte hayvan ölene kadar kafeste kalırken, demokraside ancak bir sonraki seçime kadar hüküm sürebiliyordu. insan da, bedenindeki diş izlerini sayıp kaç kilo etinin ya da parmağının eksildiğini ölçebiliyor, buna göre de kafes hayatını aynı hayvanla sürdürüp sürdürmeyeceğine karar verebiliyordu..

Daha, Hakan GündayDaha, Hakan Günday
Dilanur, bir alıntı ekledi.
 1 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Ağladım. Hem de istediğim kadar ! İnsanın gerçek özgürlüğü buydu : İstediği kadar ağlayabilmek. Belki bir de , istediği şeye ağlayabilmek...

Daha, Hakan Günday (Sayfa 309 - undefined)Daha, Hakan Günday (Sayfa 309 - undefined)
Zekiye Kanat, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İçine atmak diye bi'şey varken,anlatmaya ne gerek vardı? İçine atıp sifonu çekmek varken.

Az, Hakan Günday (Sayfa 285)Az, Hakan Günday (Sayfa 285)
İarea, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

"Ben yokum! En azından yokmuşum gibi dönsün dünya diye nefesimi bile tutmuştum bir zamanlar..."

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday
Dilanur, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

... Bu da aslında, deli olmanın ayrıcalığıydı. Çünkü akıl sağlığı yerinde olanlara, gözlerinin önünden geçip giden hayat hiçbir bok çağrıştırmıyordu. Onlar sadece gördüklerine inanıyordu. Gördükleri ne kadarsa, hayatları da oydu. Neyse, o...

Daha, Hakan Günday (Sayfa 295)Daha, Hakan Günday (Sayfa 295)
Zekiye Kanat, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Belki de hayat,yanlış anlayınca güzeldi. Sadece yanlış anlayınca. Ama herşeyi...

Az, Hakan Günday (Sayfa 280)Az, Hakan Günday (Sayfa 280)
Dilanur, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Peki, zararın neresinden dönsen kârdır? Yani, tam olarak, neresidir orası? Çünkü zarar da bir yere kadar zevk verir değil mi?

Daha, Hakan Günday (Sayfa 285)Daha, Hakan Günday (Sayfa 285)
İarea, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor

"İnsanlar..." dedim fısıldayarak. "Taşırlar insanları. Kundaktayken, tabuttayken. Hep taşıyacak birileri olur. Bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için taşırlar insanları..."

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday