Bugün bildiğimiz astroloji baştan aşağı zırvadır ve bunu gazetelerimizde sürekli olarak yayımlanması da bu cehalete ayna tutmaktan başka bir şey değildir.
Müslümanların 7-11.yüzyıllar arasında bilimlerine sahip çıktığı bilinir. Jeoloji gibi evrimi gerektiren bilimler, İbn Haldun gibi bilim insanları tarafından tartışıldığı halde İbn Sina'nın dinsizlikle suçlanmasına sebep olmuştur. Müslümanlar genelde bunları tartışmamış; tıpla, matematikle, mühendislikle ve coğrafyayla uğraşmıştır. Bunlar yaratılış fikriyle çelişemezler ama yaratılış fikriyle çelişecek bilimler oralarda da pek gelişmez.
Çocukluktan çıktığınız an toplumun değer alanına girersiniz. Edep bazı merakların önüne geçer. "Elalemin işine ne karışıyorsun?" lafı bunun en veciz ifadesidir. Karışıyorum çünkü merak ediyorum. Ancak genelde bu yüzden çoğu insanın büyüdükçe merakı azalır çünkü çocuk, çevrenin önyargısına giderek boyun eğmeye başlar ve onları sorgulamaz. Sorgulamamasının sebebi yine elalem ne derciliktir.
Her problem kendi çözümünü bulur ve bu, bilimin kendisidir. Bilim ancak zengin akıllarla, medeni bir bakışla ve gelişime yatkın bir toplumla bir arada yapılabilir