Hitler'in sözleriyle, propagandacı ''uğraşılması gereken her soruna karşı sistemli olarak tek yanlı bir tutum'' benimsemelidir. Asla kendisinin hatalı olabileceğini ya da farklı bir bakış açısı olan insanların kısmen de olsa haklı olabileceğini kabul etmemektedir. Karşıtlarla tartışılmamalıdır; onlara saldırmak, bağırmak, eğer çok can sıkarlarsa onları tasfiye etmek gerekir. Ahlaken yufka yürekli olan entelektüel, böyle bir şey karşısında şaşkınlığa uğrar. Ama kitleler her zaman ''aktif biçimde saldırgan olanın haklı olduğuna'' inanırlar.
Felsefe bize apaçık görünen şeyler hakkında kuşku duymayı öğretir. Propaganda ise, yargımızı ertelemenin ya da kuşku duymanın akla yatkın olduğu konuları "apaçık" kabul etmeyi öğretir bize.
Entelektüeller kanıt isteyen ve mantıksal tutarsızlıklarta yanılgılar karşısında sarsılan insanlardır. Aşırı basitleştirmeyi aklın ilk günahı olarak görürler ve propagandanın geçer akçeleri olan sloganlar, niteliksiz önermeler ve yüzeysel genellemelerle işleri olmaz.
Başlangıç ilkesi bir değer yargısıdır: kitleler tamamıyla hakirdir. Soyut düşünmekten aciz ve kendi dolayımsız deneyim çemberlerinin dışındaki her olguya ilgisizdirler. Davranışları bilgi ve akıl tarafından degil, duygular ve bilinçdışı dürtülerce belirlenir. "Olumsuz olduğu kadar olumlu davranışlarının kökleri" de bu duygular ve dürtülere "yerleştirilmiştir." Başarılı olmak için, bir propagandacı bu içgüdüleri ve duyguları nasıl manipüle edeceğini ögrenmek zorundadır. "Yeryüzünde en büyük devrimleri meydana getiren bu itici güç hiçbir zaman kitleler üzerinde güç kazanmış bir bilimsel öğretiler bütünü olmamış, her zaman için onlara esin veren bir bağlılık ve çoğu zaman onları eyleme geçiren bir tür isteri olmuştur. Kim kitlelere galebe çalmak isterse, onların kalplerinin kapısını açan anahtarı bilmek zorundadır."
Tek kelimeyle, kitle iletişimi ne iyi, ne de kötüdür; sadece bir güçtür, tüm diğer güçler gibi, iyiye de kullanılabilir, kötüye de. Bir şekilde kullanıldıklarında, basın, radyo ve sinema demokrasinin hayatta kalabilmesi için zorunludur. Öbür şekilde kullanıldıklarında, diktatörün cephaneliğindeki en güçlü silahlardır.