Hakan

Hitler'in sözleriyle, propagandacı ''uğraşılması gereken her soruna karşı sistemli olarak tek yanlı bir tutum'' benimsemelidir. Asla kendisinin hatalı olabileceğini ya da farklı bir bakış açısı olan insanların kısmen de olsa haklı olabileceğini kabul etmemektedir. Karşıtlarla tartışılmamalıdır; onlara saldırmak, bağırmak, eğer çok can sıkarlarsa onları tasfiye etmek gerekir. Ahlaken yufka yürekli olan entelektüel, böyle bir şey karşısında şaşkınlığa uğrar. Ama kitleler her zaman ''aktif biçimde saldırgan olanın haklı olduğuna'' inanırlar.
Sayfa 44 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Felsefe bize apaçık görünen şeyler hakkında kuşku duymayı öğretir. Propaganda ise, yargımızı er­telemenin ya da kuşku duymanın akla yatkın olduğu konuları "apaçık" kabul etmeyi öğretir bize.
Sayfa 43 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Peki ya "çakma" entelektüeller!
Entelek­tüeller kanıt isteyen ve mantıksal tutarsızlıklarta yanılgılar karşı­sında sarsılan insanlardır. Aşırı basitleştirmeyi aklın ilk günahı olarak görürler ve propagandanın geçer akçeleri olan sloganlar, niteliksiz önermeler ve yüzeysel genellemelerle işleri olmaz.
Sayfa 43 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Propaganda 101
Başlangıç ilkesi bir değer yargısıdır: kitleler tamamıyla hakirdir. Soyut düşünmekten aciz ve kendi dolayımsız deneyim çemberlerinin dışın­daki her olguya ilgisizdirler. Davranışları bilgi ve akıl tarafından degil, duygular ve bilinçdışı dürtülerce belirlenir. "Olumsuz ol­duğu kadar olumlu davranışlarının kökleri" de bu duygular ve dürtülere "yerleştirilmiştir." Başarılı olmak için, bir propaganda­cı bu içgüdüleri ve duyguları nasıl manipüle edeceğini ögren­mek zorundadır. "Yeryüzünde en büyük devrimleri meydana getiren bu itici güç hiçbir zaman kitleler üzerinde güç kazanmış bir bilimsel öğretiler bütünü olmamış, her zaman için onlara esin veren bir bağlılık ve çoğu zaman onları eyleme geçiren bir tür isteri olmuştur. Kim kitlelere galebe çalmak isterse, onların kalplerinin kapısını açan anahtarı bilmek zorundadır."
Sayfa 41 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Tek kelimeyle, kitle iletişimi ne iyi, ne de kötüdür; sadece bir güçtür, tüm diğer güçler gibi, iyiye de kullanılabilir, kötüye de. Bir şekilde kullanıldıklarında, basın, radyo ve sinema demokra­sinin hayatta kalabilmesi için zorunludur. Öbür şekilde kullanıl­dıklarında, diktatörün cephaneliğindeki en güçlü silahlardır.
Sayfa 35 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu