“Efendiler,” diyordu, “yeni muharebe anlayışına göre hattı müdafaa yok, sathı müdafaa vardır. Dün Sakarya’nın ötesinde bugün Sakarya’nın berisinde, yarın belki Ankara’nın gerisinde, İstiklal Savaşımız hep aynı azim ve imanla devam edecektir. Fakat nerede olursa olsun, bir gün düşmanı Vatanın harimi ismetinde muhakkak boğacağız.”
“Ne güzel bir ölüm fırsatı!” demiştim. Fakat kader, bir siperin çukuru içinde masum bir köylü çocuğuyla üst üste düşüp göçmek şerefine beni lâyık görmedi