Serdar Çevik

Serdar Çevik
@hakimkulu
Asaf Hâlet Çelebi Biyografisi Üzerine
Puan vermedi·350 syf.··
2023 2. kitabı
Modern Türk şiirinin özgün simâlarından Asaf Hâlet Çelebi, 1907 yılında İstanbul’da doğar. Şairin çocukluğu Cihangir’de geçer. Babası Mehmet Said Hâlet Bey; Arapça, Farsça ve Fransızca bilen kültürlü bir adam olup Mevlevî ve Kadirî çevreleriyle yakından ilişkilidir. Bundan dolayı Asaf Hâlet de daha çocuk yaştayken bu çevreleri tanımıştır.[1] Asaf Hâlet, çocukluğunda masal dinlemeyi çok sever. Masalların yanı sıra tekerlemeleri de çok seven Çelebi, bunları Türk çocuklarının mükemmel ve dahice buluşları olarak görür. Çocukluğunda kendisine masal anlatan kadınları büyük bir övgüyle anar. Onlar, okuma yazma bilmemelerine rağmen ona insanlığının hakikî şuurunu, okuduğu kitaplardan daha çok kazandırmıştır. Örneğin, “Burunsuz Ziyneti” isimli Bektaşî bir kadın, çocukları etrafına toplar ve bol bol masal anlatırmış. Hayal gücü geniş bu ihtiyar kadın, masallardaki korkunç kahramanları bile gülünç hale getirirmiş. Şair, hayatın en zor yollarına karşı alay ve küçümsemeyi onun masallarından öğrendiğini yazar.[2] Asaf Hâlet’in çocukluk dünyasında masalların yerini Beşir Ayvazoğlu şu cümlelerle veciz bir şekilde özetler: “Bu kadınlardan masal dinlerken kahramanlarla özdeşleşen çocuk, Kaf Dağı’na gidip ejderhalarla dövüşen delikanlı kendisiymiş gibi heyecanlanırmış. Huysuz ve hilekar Çengi Dilâra, talihsiz Turunç Güzeli, esrarlı Benli Bahri, korkunç İğci Baba, akıllı küçük kız, Bahtiyar adlı bedbaht, dağdan dağa gezerken elbiseleri çalılarda yırtılıp kan revan içinde kalan sultan hanım ve bunlara benzer nice masal kahramanlarıyla birlikte yaşanan gerçeküstü bir çocukluk… bahçelerde narlar ağlar, ayvalar gülermiş; birileri tütün çubuk içerek lâle sümbül biçerek geçermiş; ağlayan gözlerden inciler dökülür, gülen yanaklarda güller açarmış. Çocuk gitgide baktığı her şey ve her yerde
Edebiyat
He'nin İki Gözü İki ÇeşmeBeşir Ayvazoğlu · Kapı Yayınları · 201448 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Budalalığın Keşfi Üzerine
Puan vermedi·256 syf.··
2023 1. kitabı
Budalalığın Keşfi, Hilmi Yavuz’un engin bilgi birikimiyle yaptığı, ufuk açıcı tespitlerden oluşan bir deneme kitabı. Hilmi Yavuz’un denemelerini okurken, hem edebî zevk alıyorum hem de bilgi seviyemi geliştiriyorum. Böyle bir deneyim de insanı, okudukça okumaya teşvik ediyor. Söz gelimi, Budalalığın Keşfi de bende böyle bir tesir yaptı. Kitabın ilk yazısı, “Deneme Üzerine Bir Deneme”. Yavuz, bu yazısında deneme’yi tanımlamanın kolay olmadığını ifade ettikten sonra, “bazı türler arasında ayırt edici sınırlar çizmenin mümkün olmadığını” söylüyor. Aynı yazıda, ‘deneme’ye “Sabahattin Eyüboğlu’nun deyişiyle” ‘gülen düşünce’ demenin uygun olduğunu belirtiyor. “Deneme gülümsetmeli okuru” diye ekliyor. Ona göre “Türkiye’deki edebiyatçı köşe yazarlarının en değerlisi, Oktay Akbal.” Denemenin kendisi için ideal bir form olduğunu, makale ile denemenin üslupta farklılaştığını, parantez içinde “(makale, öznesizdir)” diyerek ifade ediyor. Hilmi Yavuz, “Deneme felsefî düşüncenin önünü açabilir mi?” sorusuna “evet, açabilir.” Cevabını veriyor. Ardından, büyük anlatıların sonunun geldiğini ve felsefenin artık “parçalı yazı”larla üretileceğini, denemenin de bunun için “ideal bir örnekçe” olduğunu belirtiyor. Şahsen benim de çok müzdarip olduğum bir konuya değiniyor: Zarif nüktenin yerini, kaba mizahın alması. “Gülmek, düşünmektir elbet; -kuşkusuz, neye gülündüğü de, düşüncenin düzeyi konusunda şaşmaz bir ölçüttür.” diye ekliyor.[1] İlerleyen sayfalarda “gülen düşünce” konusunu ayrı bir başlıkta inceliyor. Burada, “mizahın yada ‘humour’un ‘gülen düşünce’ ile karşılanmasının hiç de yanlış olmadığını düşünüyorum.” diyor. Aynı yazıda, medreseli tavrının “gülme duygusunu sürgüne göndermeye yeltenmesinden” şikayet eder. Ancak, bir başka Müslüman zihnin buna verdiği yanıtını da
Edebiyat
Budalalığın KeşfiHilmi Yavuz · Timaş Yayınları · 201252 okunma