Zaman kavramına dönersek, diyebiliriz ki bu toplumlar şimdiki zamanları ile barışık olmayan, bugünlerine yabancılaşmış toplumlardır. Bu yüzden kendilerini gelecekte (sosyalist ütopya) ya da idealleştirilmiş geçmişte (İslamcı altın çağ ya da mitolojik milliyetçilik) yeniden kurgularlar.
Türk ilericilerinin reform hususundaki prototipi, Anglo-Sakson liberalizminden ziyade, kuvvetli bir merkezi değişim modeli olan Fransız Jakobenizm olmuştur.
Türkiye’nin geleceği küresel ve yerli, liberal ve ahlaklı, seçkinci ama toplumu dışlamayan, bireyci ve dayanışmacı bir toplumsal projenin hayata geçilmesinde yatmaktadır.
Bu yüzden Özal'ın liberalizmi daha çok anarşik bir liberalizm doğrultusunda gelişmiştir: Gelenekleri yıkmış, bireyleri özgürleştirmiş, hedonist düşleri meşru kılmış, yasal engelleri zayıflatmış, istekleri artırmış, yeni pazarlar yaratmış ve önündeki bütün engelleri yıkmıştır. Liberalizm herkesin başıboş kalması olarak anlaşılınca, anarşik bireycilik, hedonist tüketicilik ve keyfi modernizm anlamına gelmeye başlamıştır. Liberalizmin bu şekilde yorumlanmasıyla oturmuş bir vatandaşlık tanımı, kentli davranış biçimleri, meslek etiği, girişimcilik ahlakı, kurumlar ve düzenlemeler gibi önemli etkenler gözardı edilmiştir.