Nilüfer Göle

Nilüfer Göle

Yazar
7.8/10
17 Kişi
·
52
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.181
Gösterim
Adı:
Nilüfer Göle
Unvan:
Türk sosyoloji profesörü ve yazar
Doğum:
Ankara, 1953
Nilüfer Göle (d. 1953, Ankara), Türk sosyoloji profesörü ve yazar.

Babası, eski Cumhuriyet Halk Partisi Kars milletvekili Turgut Göle, dedesi ise Celal Göle'dir. Ailesi Ardahan'ın Göle ilçesi Dedeşenköyündendir. Ankara Koleji ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden mezun oldu. Doktora tezini Paris'te, Alain Touraine'nin yanında tamamladı. Göle'nin doktora tezi Mühendisler ve İdeoloji adıyla yayınlandı. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde doçent olarak çalıştı. İktisatçı Asaf Savaş Akat ile evlidir ve Celal Göle'nin kız kardeşidir. Eski başbakan yardımcısı Ali Bozer ile eski Hacettepe Üniversitesi rektörü Yüksel Bozer'in yeğeni ve eski Yargıtay 1. Başkanı Mustafa Fevzi Bozer'in torunudur.

Eğitimi

ODTÜ ve Fransa'da Paris Üniversitesi'ndeki eğitiminden sonra sosyoloji doktorasını Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales'de aldı. 1983-85 yıllarında Maison des Sciences de l'Homme'da yardımcı doçent, Ecole Superieur de Commerce de Paris'de öğretim görevlisi olarak çalıştı. Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı. Nilüfer Göle, şu an Paris´te Ecole des Hautes Etudes et en Sciences Sociale'de ders veriyor. Yazarın Metis'te yayımlanan kitaplarının dışında Türkçe'de ve yabancı dillerde yayımlanmış çok sayıda makale ve incelemesi bulunuyor.

Başlıca Eserleri


Modern Mahrem, Medeniyet ve Örtünme, Metis Yayınları, İstanbul, 2011, ISBN 9789753421942
İslamın Yeni Kamusal Yüzleri Bir Atölye Çalışması, Metis Yayınları, İstanbul, 2012, ISBN 9789753422642
Keşif Yolculuğu, Granada Kitap, İstanbul, 2013, ISBN 9786054643288
Seküler ve Dinsel: Aşınan Sınırlar, Metis Yayınları, İstanbul, 2012, ISBN 9789753428651
İç İçe Girişler: İslam ve Avrupa, Metis Yayınları, İstanbul, 2010, ISBN 9789753427050 (orijinal dili İngilizce)
Mühendisler ve İdeoloji Öncü Devrimcilerden Yenilikçi Seçkinlere, Metis Yayınları, İstanbul, 2012, ISBN 9789753421980
Melez Desenler İslam ve Modernlik Üzerine, Metis Yayınları, İstanbul, 2011, ISBN 9789753422949
Toplumun Merkezine Yolculuk, Ufuk Kitapları, İstanbul, 2002, ISBN 9789756571248
Örtünme, yani bir başörtüsünün takılması ve uzun, bol bir elbisenin giyilmesi olarak bilinen tesettür, mevcut geleneklerin çoğu kez önemsenmeyen bir tekrarı olmaktan çok İslami dindarlık ve yaşam biçiminin siyasal anlamda yeniden sahiplenişini ifade eder.
Nilüfer Göle
Sayfa 11 - Metis
“...Kendini ve geçmişini unutturma arzusu Türkiye’nin tarihsel kodlarında yazılı ne yazık ki... Unutmak ve unutturmak...
“Bütün öğrencilerim -affetsinler beni ama- ağızlarında çakıl taşı ya da ciklet var gibi konuşuyorlar, İngilizce ses girdi konuşmalara...”
“...Kalple beyin arasında, zihinsel bir haz alabilmek için düşüncenizin zarif olması gerekir. Bu da genel bilginin, dilin incelmesi demektir...”
“Bachmann, faşizmin büyük terör olayları ile başlamadığını söyler. Ve fakat çok yakınımızdaki ikili ilişkilerden hatta iç benlerimizin birbirine yönelik hoyrat susturuluşlarına kadar içeri çeker, içerden başlatır şiddete dair eğilimlerimizi...”
Nilüfer Göle
Sayfa 209 - Sibel Eraslan’nın “Modern Mahrem ve Bugün” atölyesindeki konuşmasından
“İnsanlar sanıyor ki bildikçe daha az şaşırırsınız. Tersine, ne kadar çok bilirseniz toplum sizi o kadar şaşırtır. Çünkü ne kadar bilirseniz, yazılı olanla toplum arasındaki farklılıkları o kadar iyi algılarsınız. Böylece toplum size doğal gelmemeye başlar.”
“...Kuşkularla varılan yargılardan rahatsız oluyorum. İnsan kendini bildiği gibi biliyor öteki’ni de...”
“Anlaşılmaz olmak ciddi bir sermayedir. Sadece Türkiye’de değil, her yerde anlaşılmazlık hiç sevmediğim bir rahatlık ve kolaylık sağlar.”
Kamu sahasının laikleşirilmesi, dinin eğitimdeki yeri, bireyin farklı kültür ve inanclara sahip olma hakkı gibi toplumun temel değerlerindeki gerileme ışık tutmaktadır.
Yalnızca dışarıda değil, kendi içinizde de taşları sürekli yerinden oynatmak zorundasınız. Çünkü aydın olmak için kendinize ihanet etmek durumundasınız.
Nitel bir araştırma olan “Modern Mahrem” de veri olarak sözlü ifadelerden, betimlemelerden ve yorumlardan istifade edilmiş kamusal alanın yeniden tanımlanan ifadesi ile sınırları çizilmiş ve toplumda oluşan modernizm düşmanlığına karşın “özel” olan mahremiyeti “sosyolojik aracılık” metodundan faydalanarak saha araştırmasının çok daha derinlemesine boyutuyla incelenmesi sağlanmıştır. Aktörle bire bir etkileşimde bulunan Göle, sosyolojik tahlillerini anlamada bilimsel objektiflikten asla taviz vermemiş uzaklık\ yakınlık ilişkisinin sınırlarını hesaplama da hassas ölçüler kullanmıştır. Fakat yazar aynı zamanda konunun sınırları çizilse dahi kullanılan metotlar ve prensipler ışığında bu sınırların aşılabileceği dinamik bir yapısı olan toplumun ve aktörün bire bir etkileşimde bulunulduğu durumlarda araştırmacının yetkisizleştirilmesi gerektiğini de savunmuştur.
İki ayrı medeniyetin vurgusu yapılan “modern” ve “mahrem” kelimeleri Türkiye’de oluşan yeni kamusal görünürlük için kullanılabilecek en uygun kavramsal sınırlara sahip kelimelerdir. Semantik yönden kuvvetli, kendi mana hiyerarşisini oluşturan modern ile mahrem kelimeleri aralarındaki zıtlıktan doğan bir uyum ile hem çatışmacı yönünü hem de fonksiyonel taraflarını yaşayan Türk toplumu için adeta yeni bir sosyolojik söyleme teorisel bir yaklaşıma imza atmıştır.
Medeniyetin mihenk taşı olarak görülen kadın ve türban üzerine yazılan bu kitap; özellikle kamusal alan sınırlarının yeniden inşası olarak görülen İslam Hareketi ve bu hareketin modernizmin de etkisiyle kamusal alanın yapısal dönüşüme etkisini sosyolojik teori temeli analitik olarak irdelemiştir. Göle sorulmayanı sormuş söylenmeyeni söylemiş toplumun kendi iç sesine dönüşen problemleri gün yüzüne çıkarmakla kalmamış bu minval üzeri eleştirilerle hem laik kesimin hem de İslami Hareket cephesinin gündemini uzun süre işgal eden söylemlerde bulunmuştur.
Yazar araştırma konusu olarak daha spesifik olan mikro düzeyde gözlemlenebilir türban tartışmasından makro/küresel bir tartışmaya kapı aralamış ve konuyu iki medeniyeti ifade eden bir başlık altında ifade etmeye çalışmıştır.
Batı modernizminin Türk toplumuna entegresi aşamasında gözden kaçan çok kültürlülük ve İslami bakış açısı; modernizmin bu topluma yansımasında adeta suret değiştirmiş, kendi senaryosunu aktör destekli toplum paralelinde tekrar yazmıştır.
Türkiye de 80’li yıllardan sonra ortaya çıkan İslamcı hareketin odak noktası ve bu hareketin öncül kuvvet sağlayıcısı kadın ve türban kendine çizilen mahrem sınırları değiştirmek için kişisel özgürlük bağlamında kendi savaşını açmış tüm dini yorumlara negatif tutumlara rağmen modernizmle İslam’ı kendi öznelliğini kavramada bir arada tutmayı başarmıştır. Gelenekçi düşünceyi ve inancı eleştiren türbanlı öğrenciler modernizmin de karşısında durmuşlar batı taklitçiliğini reddetmişler, kamusal alanı tek elinde bulunduran laik kesimin tepkisine maruz kalmış irtica, gerici gibi indirgemeci nitelemelerle bu alana girilmesine karşı bir reaksiyon oluşturulmasına sebep olmuşlardır. Örtünme ya da genel söylemiyle türban dinsel bir normdan ziyade siyasal ve kültürel bir söyleme hatta bir ideolojiye dönüşmüştür.
İslam’ın yaşandığı toplumlarda din, cinsiyetler arası bir şekillenmeye maruz kaldığı için Türkiye’deki medenileşme süreci de cinsiyet temelli olmuş eve kapatılan kadın kendi öznelliğine, kişisel özgürlüğüne kavuşturularak Batı modernizmine uyum sağlanacağı düşünülmüştür. Kemalist modernizmin temelinde duran kadın ve görünürlüğü, uygulanan kanunlar, çıkarılan inkılaplarla desteklenmiş, özel olan kamusal alana çıkarılmış kadının elinden alınan kimliği ve özgürlüğü tam olarak değilse de modernizmin öngördüğü çerçevede verilmiştir.
Epistemolojik olarak kendini problematize eden kavram kanaatimizce din kavramıdır. Pratikte yaşanılan din ile teori olarak bilinen dinin çatışması muhtemel sonuçların sorgulanmasına “aslında din ne” sorusuna cevap aramamıza neden olmaktadır. Şu da bir gerçektir ki toplumun gündelik hayatında yaşadığı dinden hareketle sosyolojik sonuçlar çıkarılmakta incelemeler yapılmaktadır. Bizim üzerinde durduğumuz konu Negatif yönlü eleştirilmesi gereken dinin kendisi değil aktör tarafından yorumlanmış toplum tarafından yaşanılan dinin muhatap alındığı konusudur.
Önemle dikkat çekilen diğer bir husus ise kadın ve insanlık mertebesi konusudur. Zira kadın sadece cinsel boyutu olan tek düze bir varlık olmayıp kamusal alanda da kendi öznesini yaşayabilecek güçte bir varlıktır. Modernizmin de etkisiyle hem siyasetin hem de cemaatlerin bir güç olarak gördüğü kadın elinde bulundurduğu bu güçle değişen hayat standartları eve kapatılmış olmanın verdiği baskıya karşı oluşturduğu yenidünya görüşüyle mahrem alanın sınırlarını sorgulamaya başlamış Kemalist modernizmden de destek alarak kamusal alanda varlığını görünür kılmıştır.
Göle bu araştırmasında toplumsal ilişkilerin nedensel değil anlamsal nitelik taşıdıkları anlayışından hareketle derin yorumsama ( hermeneutik) anlayışını benimsemiştir. Toplumdaki yaşam biçimleri anlam sistemleri ile temellendirilmiştir. Göle’nin doktora hocası olan Alain Tourain’in “Müdahaleci” (aktif katılımcı) yaklaşımından faydalanmış türbanlı öğrencilerle yaptığı derin mülakatlar ve kantitatif bir anketle, üzerinde durduğu konuya açıklık getirmiştir. Bu teoriden amaç ise toplumsal hayat ile pratiğin analitik bir mesafe ile yorumlanması kavramsallaştırılması ve sağlam bir etkileşim kurulmasıdır. Olay tasvir edilmekten ziyade anlama ve kavrama çabası içerisine girilmiştir.
Bourdeiu’nun habitus kavramından da bahsedilmiş; oluşan yeni kamusal alan, aktörlerin yeni yaşam alanları, gündelik hayatındaki değişiklikler irdelenmiş ve var olan değişim türbanlı kadın sorunsalında incelenmeye çalışılmıştır.
Ayrıca Göle’nin üzerinde durduğu diğer bir kavram ise zayıf tarihselliktir. Zayıf tarihselliği yaşayanlar ise kendi şimdisinden koparak güçlü Batılı’nın ön gördüğü zamanı yaşayan geçmişle gelecek arasında sıkışıp kalan topluluklardır. Kendi edebiyatına, sanatına, kültürüne sahip olamayan tarihinden uzak toplumlar modernizmin de etkisiyle, sadece kendilerine ait olanı da kendi elleriyle yok etmişler zaman yozlaşması içine girmişlerdir. Bu bağlamda Göle “Batılı olmayan ve “değişim karnavalına” katılamayan toplumlar tarihin ve bilginin sahipliğinden dışlanırlar” ifadesi ile her toplumun modernizme karşı kendini koruyamayacağını, şimdiyi yaşamak yerine Batılı’nın kendine sunduğu “artık zamanlarda” yaşamayı tercih eden toplumların var olma gücünü hiçbir zaman elde edemeyeceğini açıklamaktadır.
Batı modernliği ile gelenekten kopamayan İslami hareket olguları üzerine yapılan açıklamalar da kullanılan teoriler de şöyle bir sonuca varılmıştır: Küresel bir yaşam alanına dönüşen dünyada meydana gelen düşünsel ya da fiziksel olan her olay tüm ülkeleri etkilemekte toplumları ters yüz etmeye tek tipleştirmeye çalışmakta oluşturduğu normları dikte etmeye devam etmektedir. Bunlardan en önemlisi de kuşkusuz modernizimdir. Kendi çelişkileriyle ortaya konan bu program tüm dünyada uygulanmak istenmişse de her toplumun kültürel ve dini inanışlarına göre farklı suretlere bürünmüş kendine bir yaşam alanı yaratmaya çalışmıştır. Türkiye de bu durum kadın ve başörtüsü kavramları üzerinde anlam bulmuş İslam ile modernizim birbirlerinden etkilenerek yeni yaşam alanları düşünce boyutları türetmiştir. Toplumun dinamik yapısı kimi zaman öngörüleri yerle bir etmiş kimi zamansa beklenen kurgulanan gerçekleşmiştir. Türkiye her anlamda değişmiştir ve küresel çevrede gücü ve etkisi arttığı sürece de değişmeye devam edecektir.
Bir atölye çalışması olan İslamın Yeni kamusal yüzleri Nilüfer Göle’nin yeni kamusal anlan ve bu kamusal alanın yeni yüzlerini sosyolojik bir tahlille incelemesinden oluşmuştur. Çok hızlı bir şekilde ortaya çıkan İslamcılık Hareketinin Batı modernizmine karşı oluşturduğu reaksiyon ve görünürlüğü tartışılan kadın problemi üzerinde durulmuştur.
Modernizm, kadın erkek ilişkileri, mahrem alan ve örtünme konularında sosyolojik ve yakın tarihsel bakış açılarının yer aldığı kaliteli bir eser.Dili biraz ağır gelebilir.
Kitap Nilüfer Göle ile söyleşi niteliğinde yazılmış, keyifli akıcı ve ufuk açıcı. Bir sosyolog olarak Göle’yi, fikirlerini, çalışmalarını ve kitaplarını tanıma fırsatı yaratıyor. Konunun ağırlık merkezini Göle’nin ‘Modern Mahrem’ adlı eseriyle ilgili değerlendirmeler oluşturduğundan bundan önce onun okunmasını öneririm.
Sosyolojik ve tarihsel perspektifte ele alınan eser, özellikle kadının mihenk taşı oluşundan ve mahremiyetin böylece zelzele misali sallanışının gittikçe artmasindan bahseder.
Dili inanılmaz derecede ağır olsa da Bu daha çok Nilüfer Göle'nin inanılmaz dağarcığından kaynaklanıyor. Türkiye'de kadın olgusunun laikçi ve muhafazakar cephelerdeki yeri ve birbirilerine bakış açıları incelenmiş. Bir tarafta eğitim ve kişilik hakları için savaşan muhafazakar kadınlar, diğer taraftaysa İlkelerin korunması ve modernizm adına hemcinslerinin hak taleplerini engellemeye çalışan laik kadınların savaşına ve bu savaşın sonuçlarına ışık tutan, olabildiğince objektif analizler ve çözümlemelerle dolu sosyolojik bir yapıt. Tavsiye ederim
Modernliği, ekonomik gelişme , siyasal iktidar biçimleri, kentleşme gibi sosyo-politik olgularla okunmaktadır. Türk modernleşmesi özel yaşamlar , mahrem alan üzerinden dönüştürücü bir gücü olduğunu tarih kanıtlamıştır. Türk modernleşmesi özellikle hem karşı çıkan hem de savunanlar açısından kadın-erkek ilişkileri önemli bir yer tutmaktadır. Siyasal islamcı gelenek özellikle kadın açısından sadece annelik ve çocuk bakma göreviyle sınırlandırmış kamusal alanı bir haram bölge olarak ilan etmiştir. Özellikle Türkiye 'nin kentleşmesiyle birlikte bu algı biçimi azda olsa değişime uğramıştır . Kadın-erkek ilişkileri, mahrem-namahrem alanlar , kamusal alan ve olmayan alanlar özellikle kadın üzerinden değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
Ufuk açıcı bir kitap. Sonuçta böyle söyleşiler, yılların birikimi dimağlardan süzülen, genel tecrübe ve bilginin özü, üsaresi şeklindedir. Bundan dolayı söyleşi tarzı kitapları incelemenin çok faydası olduğu kanaatini taşıyorum.
çoğu kez taraflı ele alınan türban, örtünme, mahrem gibi konuları tarafsız bir şekilde aktarmayı başarmış Nilüfer Göle, bazı kısımları biraz zor anlaşılabilir fakat konuyla alakalı önceden bir şeyler karıştırmışsanız keyifle okursunuz

Yazarın biyografisi

Adı:
Nilüfer Göle
Unvan:
Türk sosyoloji profesörü ve yazar
Doğum:
Ankara, 1953
Nilüfer Göle (d. 1953, Ankara), Türk sosyoloji profesörü ve yazar.

Babası, eski Cumhuriyet Halk Partisi Kars milletvekili Turgut Göle, dedesi ise Celal Göle'dir. Ailesi Ardahan'ın Göle ilçesi Dedeşenköyündendir. Ankara Koleji ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden mezun oldu. Doktora tezini Paris'te, Alain Touraine'nin yanında tamamladı. Göle'nin doktora tezi Mühendisler ve İdeoloji adıyla yayınlandı. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde doçent olarak çalıştı. İktisatçı Asaf Savaş Akat ile evlidir ve Celal Göle'nin kız kardeşidir. Eski başbakan yardımcısı Ali Bozer ile eski Hacettepe Üniversitesi rektörü Yüksel Bozer'in yeğeni ve eski Yargıtay 1. Başkanı Mustafa Fevzi Bozer'in torunudur.

Eğitimi

ODTÜ ve Fransa'da Paris Üniversitesi'ndeki eğitiminden sonra sosyoloji doktorasını Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales'de aldı. 1983-85 yıllarında Maison des Sciences de l'Homme'da yardımcı doçent, Ecole Superieur de Commerce de Paris'de öğretim görevlisi olarak çalıştı. Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı. Nilüfer Göle, şu an Paris´te Ecole des Hautes Etudes et en Sciences Sociale'de ders veriyor. Yazarın Metis'te yayımlanan kitaplarının dışında Türkçe'de ve yabancı dillerde yayımlanmış çok sayıda makale ve incelemesi bulunuyor.

Başlıca Eserleri


Modern Mahrem, Medeniyet ve Örtünme, Metis Yayınları, İstanbul, 2011, ISBN 9789753421942
İslamın Yeni Kamusal Yüzleri Bir Atölye Çalışması, Metis Yayınları, İstanbul, 2012, ISBN 9789753422642
Keşif Yolculuğu, Granada Kitap, İstanbul, 2013, ISBN 9786054643288
Seküler ve Dinsel: Aşınan Sınırlar, Metis Yayınları, İstanbul, 2012, ISBN 9789753428651
İç İçe Girişler: İslam ve Avrupa, Metis Yayınları, İstanbul, 2010, ISBN 9789753427050 (orijinal dili İngilizce)
Mühendisler ve İdeoloji Öncü Devrimcilerden Yenilikçi Seçkinlere, Metis Yayınları, İstanbul, 2012, ISBN 9789753421980
Melez Desenler İslam ve Modernlik Üzerine, Metis Yayınları, İstanbul, 2011, ISBN 9789753422949
Toplumun Merkezine Yolculuk, Ufuk Kitapları, İstanbul, 2002, ISBN 9789756571248

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 52 okur okudu.
  • 72 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.