O halde uzun olan henüz ortalıkta olmayan gelecek zaman değil, uzak gelecek dediğimiz uzun bir zamanın beklentisi. Geçmiş de uzun değil, çünkü artık ortalıkta yok, uzak geçmiş dediğimiz geçmişin uzun uzun hatırlanışı.
Alışkanlık yükünün bedeli ne ağırmış! Burada kalacak gücüm var, ama istemiyorum, orada olmak istiyorum, ama orada olacak gücüm yok, hem orada hem burada ben biçareyim.
Ey Güvencenin Tatlı Pınarı, seni nerede bulacağım? Seni hafızamın dışında bulursam seni hatırlamıyor olurum. Seni hatırlamıyorsam peki seni nasıl bulurum?