Halime ÇABUK

Nasip değildir" dediğiniz an, aslında omuzlarınızdaki o ağır "başarmak, elde etmek, mükemmel kılmak" yükünü yere bırakıyorsunuz. Bu, insanın kendi sınırlarını kabul etmesi ve hayatın akışına duyduğu güvenin en saf halidir.
Reklam
Dünya, aslında bizim ona baktığımız yerdir. Bakış açınızı maddeden manaya çevirdiğinizde, aynı sokak, aynı ev, aynı iş hayatı farklı bir çehreye bürünür.
İnsanın kendine zulmetmesinin en büyük sebebi, aslında kendi gücünün üzerinde bir kontrol arzusuna sahip olmasıdır. Tevekkül, bir köşeye çekilip hiçbir şey yapmamak değil; elinden geleni yaptıktan sonra neticeyi, o her şeyin sahibi olan "Zaman ve Mekan'ın Sahibi"ne bırakmanın hafifliğidir. Bu hafiflik, modern dünyanın yarattığı o ağır anksiyete ve baskıdan insanı kurtaran yegane sığınaktır.
Madde dünyasında bir şeyin sahibi olduğunuzda, onu kaybetme korkusu başlar. Ancak manevi dünyada, bir şeyin "sahibi" değil, "şahidi" olduğunuzda, o artık sizden ayrı bir nesne değil, sizin bir parçanız olur. İçteki o sonsuz zenginlik, dışarıdan gelmediği için dış koşulların değişmesiyle de eksilmez.🫠👏🙏
İnsanlar, modern dünyada sahip oldukları şeylerle kendilerini tanımladıkça, aslında kendi özlerine yabancılaşıyorlar
Reklam