Halime ÇABUK

İyilik yaptım, karşılığında kırıldım diye düşünüyorsak. Belki de hikâyeye yanlış yerden bakıyoruz. Çünkü biz iyiliği çoğu zaman bir bağ kurmak için yapıyoruz; gönül bağı, sadakat bağı, görünmez bir "kal" duası gibi. Ama iyilik, aslında birini kendimize yaklaştırmak için değil, kalbimizi Allah'ya yaklaştırmak içindir.
Reklam
İnsan bazen sevdiğinden, bazen saygısından, bazen de sadece kendi kalitesinden ödün vermemek için susar. Karşımızdakinin hatasını görür, sineye çekeriz; üslubundaki o keskinliği duyar, içimizdeki yaranın üzerine kapatırız. "İdare etmek" deriz biz buna. Ama zamanla anladık ki, idare ettiğimiz her yanlış, sahibinin gözünde bir "hakka" dönüşüyormuş.
Bazı insanlar vardır, dışarıdan bakıldığında sarsılmaz bir kale gibi heybetli görünürler. Belki de bu onlara Allahu Teala tarafından verilmiş bir hikmettir, bilemeyiz. Ancak o vakur duruşun ardında, çoğu zaman erkenden omuzlanmış ağır yükler ve büyük zahmetler yatar.
Demek ki bazı gönüllere giremiyorsanız, bu sizin kusurunuz olmayabilir. Belki de o gönle sığamayacak kadar duru, oraya bulaşamayacak kadar temiz kalmışsınızdır. Şunu kabullenmek gerekir: Herkes ancak kendi kalbinin rengi kadar sever. Sevginin kaynağına(vedud olan Allah )yol alan da boş sevgiler de Demlenmez
Büyük bir şeyin parçası olduğunuzu hissederken sinirlemek zordur🙏🌺