Halime ÇABUK

Nazlanmak aslında ruhun şımartılma, korunma ve hiçbir şey yapmadan sadece "olma" arzusudur. Güçlü görünmek zorunda olmadığınız, her şeyi kontrol etmeyi bıraktığınız, sevdiklerinizin o güzel ilgisini, şefkatini ve bakımını sadece kabul ettiğiniz o tatlı alan...
Reklam
Gençken, o tecrübesiz zamanlarımızda o kadar cömertçe harcıyoruz ki kendimizi... Layık olmayan insanların iki dudağının arasından çıkacak bir söze, bizi anlamayanların onayına, sırf düzen bozulmasın ya da adalet yerini bulsun diye kendi ruhumuzdan, gecemizden, neşemizden veriyoruz. Adeta kendi kendimizin hakkını yiyoruz başkalarını memnun etmek ya da haklı çıkmak uğruna.
Bazı insanlar acılarından beslenir, sürekli mağdur rolünü oynayarak çevrelerinden şefkat veya ilgi devşirmeye çalışırlar. bu saçma ego oyunudur .Oldu, bitti, beni büyüttü ve geçti" diyerek kurban psikolojisinden kurtulun
Kötü bir travmadan bahsederken bile gülümseyebilmeniz, o olayı önemsemediğiniz ya da canınızın hiç yanmadığı anlamına gelmez. Tam aksine; siz o acıyı yaşamış, sindirmiş, onunla helalleşmiş ve artık o olayı sırtınızda bir yük olarak taşımayı bırakmışsınız demektir.
Haklılığı ispat çabasını bıraktığınız an, enerjinizi de o insandan geri çekmiş olursunuz. Bu da insanı acayip hafifleten, o minimalist dünyanın kapısını açan bir şeydir. Bırakın kim neye inanmak istiyorsa ona inansın; sizin kendi içinizdeki o sarsılmaz eminlik hissi, dışarıdaki binlerce insanın onayından çok daha kıymetli.
Reklam