Henry gittikten sonra saatler daha zor geçmeye başladı. Çünkü insan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor.
"Peki, sizin ayrıcalığınız ne?" diye soruyor.
"Çok basit" diyorum. "Okumak, sadece okumak. Okuyan insan, dünyanın aklına yaslar sırtını. O zenginliklerin arkadaşları birkaç finansçı, üç beş holding yöneticisi. Üstelik içtenlikten her zaman şüphe duyulan ilişkiler içindeler. Oysa benim dostlarım dünyanın gelmiş geçmiş en akıllı ve en yaratıcı insanları: Aristoteles, Platon, İbn Rüşd, Faulkner, Homeros, Nietsche, İbn Haldun... Bunları hangi maddiyatla bir tutabilirsin?"