“Kainatta bir zerreyim.” Ne güzel söylemiş Aşık Daimi. Yalnız zerre deyip geçme. Madem insan dediğin kainatın bir zerresi, o halde insan değişirse koskoca bir kainat değişir değil mi? Ama zor tabi değişmek. Hatta bir şartı var ki, onu da söylemiş Daimi: “Zerre içinde zerreyim, ben kendimi bilmez miyim?” Yani işin sırrı kendini bilmekte. Değişmek istiyorsan eğer, bileceksin kendini. Neyi terk ettiğini bileceksin. Neyi terk ettiğini bileceksin ki, neye kavuşmak istediğini bilesin. Şimdi düşünüyorum da, bırak bilmeyi, ben aslında hiç öğrenemedim kendimi. Onun için de “asla değişmem” derdim. Ne azalırım ne çoğalırım, ne inerim ne çıkarım; zannederdim ki hep aynı kalırım. Bin sene düşünsem aklıma gelmezdi. Meğer Agâh’ın kendini bilmesi için önce her şeyi unutması, sonra da yeniden hatırlaması gerekiyormuş. İşte ben bu sayede değiştim. Bir ömür sürdü belki ama, nihayet bu sabah başka bir Agâh olarak uyandım, bambaşka bir Agâh’a baktım aynada. Ve ben dün gece, yeni bir yol buldum kendime. O yolun sonunda da evlatlarımın hayatını kurtarmakla kalmayacağım, o toprağın altında kaybolanları da bulacağım. Seneler önce bir dilek tutmuştum ben ve nihayet gerçekleşecek. Ve artık ben, Agâh Beyoğlu, iyi bir insan olacağım.
#AgâhBeyoğlu #HalukBilginer