Unutulacaksın, hiç olmamışsın gibi
Unutulacaksın bir kuşun ölümü gibi
Terk edilmiş bir kilise gibi unutulacaksın,
Geçici bir aşk gibi
Ve kar altındaki bir gül gibi… unutulacaksın
Ben yola aitim… Adımları adımlarımdan önde olanlar var
Görüşlerini benim görüşlerime dayatanlar.
Sözü tabiatıyla saçanlar var
geçmek için hikayeye yahut aydınlatmak için
kendinden sonra geleceklere şarkılı bir iz… ve bir
çan gibi
Unutulacaksın, hiç olmamışsın gibi
ne bir şahıs ne de bir metin… unutulacaksın
Yürüyorum basiretin kılavuzluğunda, belki bir özgeçmiş verebilirim hikayeye.
Çünkü kelimeler beni yönlendirir ben de onları
yönlendiririm.
Ben onların şekliyim onlar özgürce tecelli
ederken. Ama benim söyleyeceklerim söylendi.
Benden önce geliyor geçmiş bir yarın. Ben
hükümdarıyım yankının.
Taht yok benim için kenarlardan başka.
Çünkü yol o yoldur.
Belki bir şeyi tanımlamayı unuttu evvelkiler,
uyandırmam için onda bir duyguyu ve bir hissi
Unutulacaksın, hiç olmamışsın gibi
ne bir haber ne de bir eser… unutulacaksın