Bu memlekette kadınların eti de, canı da sudan ucuz. Bu memlekette kadınlar, erkeklere kurban diye sunulmuş, hem zevklensinler hem işlerini gördürsünler hem de öldürsünler diye...
Kısa ama etkisi uzun süren kitaplardan biri oldu benim için. Hauptmann, sıradan bir insanın iç dünyasında kopan fırtınayı öyle sakin ve sade bir dille anlatıyor ki okurken hiçbir şey olmuyormuş gibi hissediyorsunuz, ama sayfaları kapattığınızda içinizde ağır bir taş kalıyor.
Hat bekçisi Thiel’in disiplinli, neredeyse mekanikleşmiş hayatı ile içten içe büyüyen duyguları arasındaki çatışma çok çarpıcıydı. Yazarın doğa tasvirleri ve tren hattının o tekdüze, ritmik atmosferi karakterin ruh haliyle adeta bütünleşiyor. Dışarıda düzen ve sessizlik varken içeride giderek büyüyen bir gerilim var.
Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey, insanın bastırdığı duyguların bir gün mutlaka bir yerden taşacağı fikri oldu. Thiel’i okurken hem ona kızdım hem de ona acıdım; çünkü yaptığı seçimlerin değil, yapamadıklarının ağırlığını taşıyan bir karakterdi.
Spoiler vermeden şunu söyleyebilirim: Bu kitap olaydan çok ruh hâli anlatıyor. Büyük kırılmalar küçük detayların içinde gizli. Bitirdiğimde içimde soğuk, sisli bir tren yolu kalmış gibiydi. Kısa bir klasik ama tokadı sert.
Hat Bekçisi ThielGerhart Hauptmann · Kızıl Panda Yayınları · 0580 okunma