"Biliyor musun ağabey, her girdiğim evden bir şey alıp çıktım. Kiminden hüzün, kiminden sevgi, kiminden çocukluğumun uzak bozkırlarını, kiminden annemin kokusunu, kiminden kaybettiğim gençliğimi, kiminden pişmanlığın erdemini, kiminden kanaati, kiminden fakirin de zenginin de bir olduğu fikrini…Kunduz'dan, Faryap'tan, Aktepe'den kaçmış, saldırılardan canını zor kurtarmış Mezar-ı Şerif'e sığınmış aileleri bulur, birer yeşil çaylarını içer, onlara biraz un, biraz şeker bırakırdım. Onlar ise "nan u nemek hordim" /ekmek tuz yedik der bana sarılırlardı. O sarılmalar sırasında inan ki ağabey, ben ondum, tamir oldum, gönendim, verdiğimden çok aldım.Gerçek insanlara dokundum. "Bugün buldum, bugün yerim/ Hakk kerimdir yarına" diyen ve bunu her halleriyle hissettiren insanlarla bir şeyler paylaşmış olmanın şerefini yaşadım.
Evet, onlar beni onurlandırdılar."