sedâ

Ümmü Süleym (r.anhâ)
Çocuklarını peygamberi seven birileri olarak yetiştirmek. Asıl mesele budur. Bugün çocuk eğitiminde en fazla yaptığımız yanlış bu noktadır. Biz çocuklarımıza namazı, orucu, tesettürü uygulamak istiyoruz, elbette bunu yapacağız ama bunun yolu aynen Ümmü Süleym'in yaptığı gibi peygamber sevgisi ile başlar. Biz çocuklarımıza peygamber sevgisini öğretelim, Muhammed (sas) deyince yürekleri ürperecek çocuklar yetiştirelim, sahabenin sevdası ile yürekleri yanan çocuklar yetiştirelim, bakalım namazlar aksıyor mu? Bakalım tesettüre karşı halen mesafe var mı? Asıl mesele Allah'ı, Resûl'ünü ve O'nun dostlarını sevmek ve sevdirebilmektir. Çünkü seven sevdiğine benzer, seven sevdiğinin yolunda yürümeye çalışır, seven sevdiğinin sevdikleirni de sever. Hz. Peygamber'in (sas) gerçek manada sevmeyen "Gözümün nuru namaz." sözünü nasıl anlasın?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu hadisi İbn Abbas bize nakleder, hadiste Efendimiz (sas) buyuruyorlar ki: "Cehennem bana gösterildi. Baktım cehennemin çoğunu küfür halinde olan kadınlar oluşturmaktaydı." Dehşet bir haber değil mi? Neden peki? Sahabe de merak ediyor, hadiste geçen "en-nisaü yekfurne/küfür halinde olan kadınlar" ifadesini tam anlamıyla anlama için diyorlar ki: "Ya Resûlullah! O kadınların küfürleri, Allah'ı inkar ettikleri için mi?" Efendimiz (sas): "Hayır!" diyor. Asıl maksadını açıklıyor: "Onlar, kendilerine yapılan iyilikleri inkar edenlerdir. Onlardan birine bir ömür iyilik etsen, sonra da eşinden küçük bir sıkıntı görse hemen 'Senden hiçbir iyilik görmedim' diyerek nankörlük eder." Buhârî, "İman", 21; Müslim, "Küsûf", 3.
"bir zaman cüneyd-i bağdâdî'nin gözlerinde ağrı meydana geldi. tabib çağırdılar, gelen tabib hristiyan idi. muayene edip "gözlerinize su değdirmeyeceksiniz." dedi. cüneyd-i bağdâdî "su değdirmesem nasıl abdest alırım?" deyince tabib "gözleriniz size lâzım ise su değdirmeyeceksiniz." dedi. cüneyd-i bağdâdî abdest alıp namaz kıldı ve namazdan sonra bir miktar uyudu. uyandığında gözlerinde hiç ağrı kalmamıştı. o anda duyduğu ses, "ya cüneyd! sen bizim için gözlerini feda ettiğin için, biz de senden o ağrıyı aldık." diyordu. bir zaman sonra hristiyan tabib tekrar geldi. baktı ki gözleri tamamen iyi olmuş. hayret edip "nasıl yaptın da iyi oldu?" dedi. cüneyd-i bağdâdî olanları anlatınca, tabib cüneyd-i bağdâdî'nin elini öpüp iman etti ve "esas ağrıyan göz sizinki değil, benim gözlerim imiş. hakikatleri göremiyen ben imişim" dedi."
Sahâbeden kimileri gelip Efendimiz'e "Ya Resûlullah! Bana dua et de Allah (cc) beni duası kabul olunanlardan eylesin." dediklerinde Efendimiz'in (sas) verdiği cevap ne olmuştur biliyor musunuz? "Tamam, ben dua edeyim, sen de yediklerine dikkat et. Allah haram lokma yiyen birisinin duasını kabul etmez.." (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, III, 321, 399.) Yediklerin helal olsun; haram senin bedenine, kanına karışmasın; haram bedenini, dilini kirletmesin ki Allah (cc) dualarına icabet etsin, dualarını kabul eylesin.
Habib b. Mesleme
Suriye'nin Humus şehri fethedilince ordu komutanı olan Habîb b. Mesleme, şehrin en büyük sarayına girdi. Görenlerin hayretini arttıran o sarayın içerisinde gezerken şöyle dediği duyuldu: "Bu dünya ehlinin yararlanacağı bir nimettir, ben burada bir saat kalacak olsam helak olurum. Buradan çıkıncaya kadar bin defa istiğfarda bulunacağım." bunu demiş, saraydan çıkınca da yüzünü birkaç kez yıkamış, gözlerini silmiş, dünyaya karşı meyletmemesi konusunda tabir câiz ise kalbine ayar çekmişti.