Yalnızca ‘dış’düşmanlarımıza karşı savaş açamayız. Ama ya içerdekiler? Bütün sefaletin, acılarımızın kaynağı içimizdeki günahkarlar, tefeciler, kan içiciler, zalimler ya da öyle oldukları halde sureti haktan gözükenler olmasın sakın?
Ona bir şeyler anlatmaya başladım. İleride yapacağım şeyleri, başarılarımı, hayallerimi çağrıştıran hikayeler ve hayaller olmalıydı bunlar ama annem kendini vererek beni dinlemiyordu. Anladım ki ne anlatırsam anlatayım, önemli değildi…
Ama kitapları, o zamanlar, kendi keyfim için değil, tam bir Türk gibi, ileride bana yararı olacak şeyler diye görev duygusuyla okurdum.İleride yararı olacak şey ise şimdiyi hiç mi hiç kurtarmaz!
Hafızamızın, biz yaşlandıkça fazla yük taşımak istemeyen huysuz bir yük hayvanı gibi attığı ağırlıklar en sevmediği yükler midir, en ağırları mı, yoksa en kolay düşenler mi?