Din, ister hakikatin doğrudan yansıması vey açılımı olarak kabul edilsin ister insan yaratılışının bir gerçeği olarak değerlendirilsin, sonuçta insanın özünde, fıtratında yerleşik bulunan ve oradan kaynaklanan ''kutsala saygı, ona bağlanma ve onunla bütünleşme'' ihtiyacını karşılar ve onu kainatın içindeki yalnızlığından kurtaran bir can simidi görevini yerine getirir.