Ben sizi seviyorum. Ah! Bu doğru. Yüreğimi yakan ateşin dumanı içimden hiç çıkmıyor! Ne yazık! Genç kız, gece gündüz, evet, gece gündüz, bu halim acınmayı hiç mi hak etmiyor? Size gece gündüz bu aşkın işkencesini çektiğimi söylüyorum. Ah! Zavallı çocuğum, çok acı çekiyorum.
Çünkü aşk bir ağaç gibidir: Kendiliğinden yetişir, kökleriyle tüm benliğimizin derinliklerini sarar ve yıkıntı halindeki bir yürekte yeşermeye devam eder. Bu tutkunun ne kadar körse, o kadar inatçı oluşunu açıklamak mümkün değildir. Kendi içinde tutarlı olmadığında daha da güçlüdür.