Fosforlu Cevriye, toplumun “öteki” ilan ettiği bir kadının aslında ne kadar derin, ne kadar insani bir kalbe sahip olabileceğini anlatan çarpıcı bir roman.
Cevriye, dışarıdan bakıldığında asi, sert ve kuralsız bir karakter gibi görünse de aslında en temel ihtiyacı sevilmek olan bir kadın. Onu farklı kılan şey, hayatın ona biçtiği role rağmen içindeki o saf duyguyu kaybetmemesi. Belki de bu yüzden Cevriye’yi okurken ona acımaktan çok, onu anlamaya başlıyoruz.
Kitap boyunca en çok hissedilen şey, toplumun insanları ne kadar hızlı yargıladığı ve bir kere etiketlenen birinin kendini ne kadar zor anlatabildiği. Cevriye’nin hikâyesi, sadece bireysel bir dram değil; aynı zamanda dışlanan, yanlış anlaşılan herkesin hikâyesi.
Bu roman bana şunu düşündürdü: İnsanlar göründüklerinden ibaret değil. Ve bazen en “sert” görünenlerin içinde en çok sevgiye ihtiyaç duyan bir kalp saklı.
Cevriye’yi okurken insan, yargılamadan önce anlamanın ne kadar önemli olduğunu fark ediyor.
Algernon'a Çiçekler, sadece zekâ üzerine yazılmış bir hikâye değil; insanın kendini kabul etme yolculuğunu en çıplak haliyle anlatan bir roman.
Charlie ile bağ kurmamın sebebi onun değişimi değil, aslında hep aynı kalmasıydı. Zekâsı arttığında da azaldığında da o, sevilmek isteyen, anlaşılmayı bekleyen bir insandı. Belki de bu yüzden hikâye ilerledikçe şunu daha net fark ettim: İnsan, kendisi olduğu için değerlidir; ne daha fazlası ne de daha azı.
Charlie’nin yaşadıkları bana şunu düşündürdü: Kimse için olduğumuzdan daha fazlasını olmaya çalışmak zorunda değiliz. Çünkü asıl mesele ne kadar “zeki” olduğumuz değil, ne kadar “insan” kalabildiğimiz.
Bu kitap, insana acıtarak ama çok dürüst bir şekilde şunu söylüyor: Anlaşılmak, sevilmek ve kabul görmek en temel ihtiyacımız. Ve belki de en zor olanı, bunu önce kendimize verebilmek.
Charlie’yi okurken aslında biraz da kendimizi okuyoruz.
Kitaba kötü diyemem fakat yas içinde boğulduğunuz, depresyondaysanız daha da çok depresyona sokacak hatta ölüm yası tutuyorsanız sizi daha da çok ağlatacak bir kitap olduğuna eminim.