Çok geç kaldığımı düşünerek kitaba bir an önce başlama hevesiyle üç gün içerisinde bitirdim. Okurken sürekli kafamda canlanan sahnelerde ya ben bu kitabı bir yerde izledim diye diye "Brave New World" adı üstünde olan diziyi hatırladım. Dizisini izlediğim için ister istemez karakterler gözümde canlandı ve kitap ile bağdaştı, fakat dizisi kitabın asla yanından geçemeyecek kadar basit işlenmiş. Ütopya olarak başlayan yeni bir dünya daha sonrasında gerçeklerle yüzleşen sadece tek bir adam Vahşi. Kitabın ana temalarından en çarpıcı olanı mutluluğun gerçeklerden daha önemli olması ve bunun için insanların şartlandırılmaları ve kaygısız bir hayat yaşamaları. Vahşinin "gerçek" bir insan olarak yansıtılması bütün duygu ve düşünceleri ile sorgulayan ruhu olan birisinin mutluluk kentinde mutsuzluğundan kendini yiyip bitirmesi ve hep her zaman mutsuz olması insanların duyguları olsa dahi bişeyler hissetmek adına mutsuzluğu seçmesi bana garip geldi. Burada anlatılan her karakter her kişilik kendi mutluluğunun arayışında değil herkes her zaman mutlu, ani bir boşlukta tekrar mutlu olmak için tüketim, cinsellik ve uyuşturucu gibi yöntemler mevcut. bu yaratılan dünyada insanların ihtiyaçlarının önceden belirlemesi ve bunlar olduğunda yaşamın ve toplumun refahını artacağı düşüncesi, ile çıkılan yolda eninde sonunda bireysellik ağır basıyor ve herkes kendi özgürlüğünde aslında mutsuzluktan acı çekerek mutlu oluyor. Bence, her ne kadar sonsuz mutluluk sunulan bir dünyada da yaşasak mutluluk insanın kendi tercihi olmalı üzerine çok düşünülmemeli, yani yaşayıp geçtiğimiz bir dünyada yakaladığımız anlardan ibaret olmalı. Yoksa sonumuz mutlak mutsuzluk endişe ve kaygı bayağı olur her ne kadar zengin, mutlu bir dünya sunulsada insan hep kendinde olmayanı arar ve insan oğlu gerçekten