Kız çocukları küçük yaşlarına rağmen oyunlarında hep büyüklerini taklit ediyor, onlar gibi konuşup, onlar gibi davranıyorlar. Çocuk hâlleriyle yetişkin olmayı öğreniyorlar. Büyüklerin oyuncakları olan bu çocuklar, plastikten yapılma küçük bebekleri, yani küçük insancıkları kendilerine oyuncak yapıyor ve onlara çocuklarıymış gibi bakıyorlar. Hatta küçük oyuncakların bile kendi çocukları var.
İnsanlar oyunları kendi yaşamlarının dışında kurmaca bir yaşam olarak tasavvur ediyorlar; böyle olunca da bu kurma- canın dışında yer alan kendi yaşamları gerçek hayatın ta kendisi oluveriyor. Bu sayede kendilerini normal insanlar olarak görmeye başlıyorlar ve yaşadıkları hayat olması gereken, yaşanabilecek tek hayat oluyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İstedikleri şeyler artıkça, hep daha fazla bedene ihtiyaç duyarlar. Yapmak istemedikleri bütün şeyleri başkalarının elleriyle yapar, gitmek istemedikleri yerlere başkalarının ayaklarıyla gider ve görmek istemedikleri şeylere başkalarının gözleriyle bakarlar. Giderek başkalarının bedeni- ni kendi bedenleri gibi kullanmaya ve onlarla yaşamaya başlarlar. Böylece bir sürü uzuvları olan birer canavara dönüşürler. Çember genişlediğindeyse, hiç tanımadıkları yaratıklar onlar için çalışmaya başlar. Sonuçta oturdukları yerden bir sürü şey yapmış olurlar. Ve yeri geldiğinde, hiç tanımadıkları birini bir başkasının elleriyle öldürmekten çekinmezler. Bütün eller, ayaklar ve gözler satılıktır artık. Tek eksikleri üzerlerindeki etiketlerdir.
Sokaklarda yaşıyoruz hepimiz. Bir evi olan insanların bile temel yaşam alanıdır sokakla. Sokakla olan bağılarını korudukları sürece evlerinde rahat olabiliyorlar. Öyle ki, bir sabah kalkıp sokakların bomboş olduğunu görseler, büyük bir şaşkınlık ve tedirginlik duyarlar.