Ülkemizdeki eğitim sisteminin, öğretmenlerin, ailelerin, arkadaşların sevgisizliğiyle ve anlayışsızlığıyla bir kez daha yüzleştiğim kitaptır. Kalabalık okullar, 'neden geç kaldın' sorusunu sormaktan bile aciz öğretmenler ve yöneticiler, ailelerin ilgisizliği, kültürün yozlaşması, ekonomik sıkıntılar ve daha niceleri... Beni en çok üzen de öğretmenlerin kendilerini geliştirmeye kapatması ve kötü bir rol benimsemeleri oldu. Okula okul kıyafetini giyemeden geldiği için derse almayan, geç kaldı diye azarlayan, küçük düşüren, arkadaşlarının bu durumdan istifade ederek öğrenciyle alay etmesine izin veren birisi nasıl öğretmen olabilir ki? Ve neden sorusunu neden sormaz, öğrenciyle konuşup velisini tanımayı neden istemez? Bunları okurken kendi okulumdaki öğretmenlerin de benzer tutumlar sergilediklerini hatırladım ve bu durum beni çok üzdü. Lisans eğitimini tamamlamış, çocuk psikolojisi dersleri almış, sevginin her şey demek olduğunu bilen bir öğretmen bunları yapamaz. O kadar büyük sorunlarımız var ki, işte bu yüzden ilk önce eğitim... Ne yazık ki belli bir kısım ve belli bir çağ eğitimden yoksun kalmış, kültürü yanlış yorumlamış, disiplin adı altında sevgisizliği ve kötülüğü öğrenmiş. Öğrenciler bu evlerde çok zorlanıyor, mutsuz ve umutsuz bir gençlik yetişiyor. O ilgiyi, şefkati, anlayışı öğretmenlerinden bekliyor, onları kendilerine rol model alıyorlar ancak yine bir hüsranla karşılaşıyorlar. Elbette ki istisnalar vardır fakat bu kötü tutumlar daha fazla ve öğrenciyi sandığımızdan daha fazla etkiliyor. Öğretmenlere ve velilere anlamlı bir mesaj vermesi, bir farkındalık oluşturması, gözümüzün önünde neler yaşandığını bize göstermesi açısından faydalı bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Kitabın eleştirilecek yönleri de var elbette. Kitabın yazarı bir öğretmen ve kendini