" Ruh hastalıkları ; yaşlanmış, nasırlaşmış kusurlardır: para hırsı, mevki ihtirası gibi. Bunlar insanın ruhunu sımsıkı kavrarlar, ruhun değişmez kötülükleri olmaya başlarlar. Kısaca tarif edersem ruhun hastalığı, insan yargısının yozlaşmada direnmesidir.
Az istemesi gereken şeyleri çok istemesi gereken şeyler sanma yanılgısıdır ya da istersen şöyle tanımlayayım: Az istemesi gereken şeyler üstüne aşırı düşkünlük veya az değer verilmesi ya da hiç değer verilmemesi gereken şeylere çok değer verilmesi.
Duygusallıklar, ruhun beğenilmeyen, umulmadık anda gelen taşkın davranışlarıdır; yineledikleri, ihmal edildikleri zaman hastalık meydana getirirler.
Nasıl ki yoluna konulmayan sıradan bir nezle, göğüse iner, öksürük yaparsa; sık sık gelen, müzminleşen nezle vereme dönüşürse, bu da işte öyledir! Bu yüzden çok gelişmiş ruhlar, hastalıkların ötesine geçmişlerdir ama her ne kadar mükemmelliğe yakın olsalar da hâlâ duygusallıkları vardır. "
~Seneca