Tenhalığı seviyorum, sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları, sakin mekanları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı ve de sınırlarımı.
x.com/kraliceeniizz
.. ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne geçmişteki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de geleceğin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız.
İşte Selçuklu ve Osmanlı'nın bu engin açıklığı ile her kavmin, her dilin, her kökenin rengi dışlanmak bir yana, tam tersine bu eşsiz halının ilmekleri, renkleri ,iplikleri olmuştur. Tezgâhta Osmanlı halısı dokunur ama kullanılan iplikler renk renk her kökene, her inanca işaret eder.
Bizim özelliğimiz budur. Sömürmeden, yok etmeden ,köleleştirmeden bugüne kadar gelen bu özellik bizim alnımızın akıdır. Bu erdemi öğrenecek olan değil ,insanlığa öğretecek olan biziz.
Her medeniyetin temeli bir inanca dayanır. Bizi bu kadar engin ve açık, bu kadar kardeş kılan şey inancımızdır. O inanç herkesi kardeş görmemizi, her canlı cansız, buralı-oralı, yerli-yabancı her yaradılanı Yaradan'dan ötürü şerefli görmemizi şart koşar. Bu bizim genlerimize işlemiştir. Düşünmeyiz bile.
O yüzden acem makamı da bizimdir. Kürdî de, Hicâz da, diğerleri de ... Alan zenginleşir, kapanan yoksullaşir. Açık bir deftere yazı yazılır ama kapali olan deftere yazılamaz. Defter, hikmet defteridir. Defter biziz. Yazmamiz için her kişi olay, bilgi ve duygu sırasını bekliyor.