Hangi durumda olursa olsun, sizin için anlam taşıyan şeylere dikkat göstermeniz çok daha kolay, anlamsız görünenlere dikkat göstermeniz daha zor olacaktır. Sizin için anlamdan yoksun bir şey yapmaya çalışırken dikkatiniz sık sık dağılacak, tutunamayacaktır.
Onca zaman ayırdıkları tabloları bitirdikten sonra, yaptıkları şeyi zafer sevinciyle seyrediyor, başkalarına gösteriyor, övgü peşinde koşuyor değilmiş sanatçılar. Hemen hepsi bitirdikleri tabloyu kenara koyup bir diğeri üstünde çalışmaya başlıyormuş. Skinner haklı olsaydı -insanlar sadece ödül kazanmak ve cezalandınlmamak için bir şeyler yapıyor olsaydı- sanatçıların bu davranışı açıklanamaz olurdu. İşinizi yaptınız sonuçta, ödülünüz önünüzde duruyor, tadını çıkarsanıza. Ama ödüller yaratıcı insanların pek ilgisini çekmiyor gibiymiş; çoğu parayla bile ilgilenmiyormuş. Mihaly'nin daha sonra bir söyleşide söylediğine göre, "İşleri bittikten sonra onaya çıkan nesne, sonuç önemli değildi".
İnsanların çok çok hızlı okumasını sağlayabilir miyiz sorusunu cevaplamak için yıllarca uğraş veren biliminsanları olmuş. Bunun mümkün olduğu, ama her zaman bir bedeli olduğu ortaya çıkmış. Sıradan insanları çok daha hızlı okuma yapabilir hale getirmiş bu ekipler; biraz eğitim ve pratikle oluyormuş bu iş. Gözlerini kelimelerin üstünde hızla gezdirip gördüklerinin bir kısmını akılda tutabiliyorlarmış. Ama sonrasında okuduktan şey hakkında test edildiklerinde, ne kadar hızlı okudularsa o kadar az şey anladıktan ortaya çıkmış. Hızın artması anlayışın azalması anlamına geliyormuş. Sonrasında profesyonel hızlı okuyuculan inceleyen biliminsanlan, bizden bariz daha iyi durumda olsalar da aynı şeyin bu insanlar için de geçerli olduğunu öğrenmiş. İnsanlann enformasyon özümseme hızının bir üst sının olduğu, bu bariyeri aşmaya çalıştığınızda beyninizin anlama kabiliyetini aştığınız ortaya çıkmış.
"Süratin insana çok iyi hissettiren bir tarafı var. Buna bu kadar gömülmüş hissetmemizin bir nedeni harika bir şey olması, değil mi? Bütün dünyayla bağlantı içinde olduğunuzu, herhangi bir konuda olup biten her şeyi öğrenebileceğinizi hissediyorsunuz." Gelgelelim maruz kaldığımız enformasyon miktarında ve bu enformasyonun geliş hızında meydana gelen muazam artışın bir bedeli olmadığını söylüyoruz kendimize. Bu bir yanılgı: "Çok yorucu hale geliyor." Daha önemlisi, "her türlü boyutuyla derinliği feda ediyoruz," diyor Sune. "Derinlik için zaman gerekiyor. Derinlemesine düşünmek gerekiyor. Her şeye yetişmeniz, her dakika e-posta göndermeniz gerektiğinde derinliğe ulaşacak zamanınız olmuyor. İlişkilerde derinlik için de zaman gerekiyor. Enerji gerekiyor. Uzun zaman aralıkları gerekiyor. Kendinizi adamanız gerekiyor. Dikkat göstermeniz gerekiyor, değil mi? Derinlik gerektiren her şey zarar görüyor. Yüzeye doğru çekilip duruyoruz."