“Kaçmayıp üstesinden gelmek çok zor değil mi?”
“Elbette zor. Kolay değil. Ama bunu aştıktan sonra sorun,
sorun olmaktan çıkar. Kalpteki lekeler de öyle. Tıpkı onu itiraf
ettiğin anda lekenin leke olmaktan çıkıp kalp halkasına dönüşmesi gibi. Yaşamaktan bu kadar korkma. O zamana kadar
hayatta olup olmayacağını bile bilmediğin belirsiz ve uzak geleceği
düşünme. Gerçekleşmemiş şeyler için tasalanmayı bırak, sadece
bugün için yaşasan yeter. Bugününü iyi yaşa, yarın olduğunda
yine o günü yaşarsın. Hepsi bu."
“Yeonja’nin eve dönmesini beklediğim zamanların anısını
silmek istiyorum. Kapıyı asma kilitle dışarıdan kilitlemesi beni
hep dehşete düşürürdü. Yine de sesim çıkmazdı.”
“Tek başına çok korkmuş olmalısın.”
“Evet. Ama en çok korkutansa onun geri dönmeme ihtimaliydi. En dehşet vericisi buydu. Ne zaman korksam televizyonda
izlediğim bir filmi zihnimde canlandırırdım. Üzerine düşünür,
düşünür ve tekrar düşünürdüm. Bir zaman sonra kendi hikâyemi
kurgulayıp film yapmak istedim. Ha ha ha... Komik, değil
mi? Filmi yapmam için bana ilham veren şey korkulanındı.”
“Hiç de komik değil. Üzücü bir şey bu.”
“Doğru, üzücü... Üzücü olana üzücü diyebilmek ne kadar
özgürleştirici ne kadar harika bir şey biliyor musunuz? Bunu
herkes yapamaz.”
En başından mühendisliği bırakmasaydı da filmi hobi olarak
yapsaydı... Sanat okuluna gitmeseydi, Yeonja'nin istediği
gibi, büyük bir şirkette iş bulsaydı ya da memurluk sınavına
hazırlansaydı... Keşke filminin başarısızlığından sonra bir reklam ajansına girmeseydi... Onun yerine YouTube içerik üreticisi
olsaydı... Ya da sadece, hiç doğmamış olsaydı...
Jaeha’nın başarısızlığıyla ilişkilendirdiği mazeretleri bitmek
bilmiyordu.